Teklif Al

Obtenez l'offre

Get Offer

获取报价

Genel - Esalco

parsiyel-tasimacilik-nedir-1200x800.jpg

Bu yazımızın konusu, lojistik sektöründe taşıma maliyetlerinin düşürülmesini ve kontrol altında tutulmasını sağlayan ve adeta lojistiğin olmazsa olmaz olarak tanımlanabilecek “parsiyel taşımacılık” olacak.

 

Küreselleşen Dünya, uluslararası ticari faaliyetlerdeki artış, arz/talep dengesinin sağlanması gibi sebepler alt alta toplandığında özellikle lojistik ihtiyaçların yapısı değişmiş, bu durum da yepyeni yöntemlerin geliştirilmesine olan ihtiyacı ortaya çıkarmıştır. İşte parsiyel taşımacılık, bu arayış neticesinde ortaya çıkan en avantajlı lojistik hizmetlerden biridir.

 

Kelime anlamı olarak “tam olmayan”, “parça” anlamına gelen parsiyel kelimesi, adından da anlaşılacağı üzere lojistikte muhatabına bütünsel bir taşımayı değil, parça parça taşınma opsiyonunu sunar. Teslim noktası aynı güzergâh üzerinde bulunan birden fazla firmanın yükünün tek bir taşıyıcı araçta toplanarak istenilen noktaya ya da noktalara ulaştırılmasını sağlayan parsiyel taşımacılıkta amaç, toplam maliyetin katılımcı firmalar arasında bölünerek, daha ekonomik bir boyuta ulaştırılmasıdır. Aynı zamanda mevcut yükün bir taşıma aracını dolduramayacağı durumlarda da firmaların rahatlıkla tercih edebileceği bir lojistik çözümdür.

 

Parsiyel taşımacılık, lojistik sektöründe bugüne kadar geliştirilen en esnek, en modüler ve en hızlı metottur. İthalat ve ihracata konu olacak hemen hemen her yükün taşınmasına imkân tanıyan bu lojistik yöntem, karayolu, denizyolu, demiryolu, havayolu ayrımı olmaksızın her servisin hizmet kapsamında yer almaktadır.

 

Parsiyel taşımacılık, yalnızca uluslararası ticarete konu olan lojistik süreçlerde değil, yurt içi lojistik ihtiyaçlarda da sıklıkla tercih edilmektedir. Özellikle karayolunda, yurt içi parsiyel taşımacılık hizmetine olan ilgi oldukça yüksektir.

 

Parsiyel Taşımacılıkta Maliyet Yaklaşımı

 

Birincil hedefi maliyet avantajı sağlamak olan parsiyel taşımacılığın fiyatlandırması da, bu lojistik metodun yapısına uygun olacak şekilde esnektir ve müşterinin talep ve ihtiyaçlarına göre farklılık gösterir. Fiyatlandırmada taşınacak olan yükün alınacağı ve ulaştırılacağı lokasyon, kat edilecek mesafe, taşınacak yükün ağırlığı, boyutları ve hacmi, verilecek hizmetin içeriği fiyatlandırmayı belirleyen ana unsurlardır.

 

Yurt içi parsiyel taşımacılık hizmetinden yararlanmak istediğinizde, yükünüzün miktarına göre bir ayarlama yapılarak tek bir karayolu aracı ile birden fazla firmanın parça yükünün taşınması ve bu sayede aracın toplam maliyetinin taşıdığı yüklere ait firmalar arasında paylaşılması söz konusu olacaktır. Örnekle açıklamak gerekirse, İstanbul’dan Adana’ya taşınması gereken ve bir tırı tamamen dolduramayacak miktarda parça yükünüz varsa, sizinle aynı durumdaki farklı firmaların yükleri ile birlikte yapılacak bir planlama ile tek bir araç birden çok firmanın ya da kişinin yükünü taşıyabilir ve bu sayede aracın toplam taşıma maliyeti yük sahipleri arasında pay edilebilir. Bu sayede hem iş aksamadan devam eder hem de maliyetler karşılanabilecek boyutlara iner.

 

Şimdi lojistik servislere göre parsiyel yük taşımacılığının detaylarına göz atabiliriz.

 

 

 

Denizyolu Parsiyel Taşımacılık

 

Bugün, uluslararası ticaretin %80’ine yakın oranda denizyolu lojistiği üzerinden ilerlediğini daha önceki yazılarımızda belirtmiştik. Aynı şekilde uluslararası parsiyel taşımacılık da en yüksek oranda denizyolu lojistiğinde tercih edilmektedir. LCL yani “Less Container Load” olarak tanımlanan denizyolu parsiyel yük taşımacılığı, özellikle denizyolu taşımacılığında kullanılan konteynerler sayesinde rahatlıkla, gerçekleştirilebilmektedir. Firmalar bu sayede taşıma aracının tüm maliyetini üstlenmek yerine, yalnızca kendi yükünün kapladığı alanın bedelini ödeme imkânına sahip olabilmektedirler. Denizyolu parsiyel lojistik hizmetinde navlun da aynı şekilde parsiyel sisteme göre ödenmekte ve bu da firmalara maliyet açısından avantaj sağlamaktadır.

 

Karayolu Parsiyel Taşımacılık

 

Karayolu servisindeki parsiyel taşımacılık tırlar vasıtasıyla yapılmaktadır. Uluslararası ticaretle ilgilenen ve mevcut yükleri bir tırı tamamıyla dolduramayacak miktarda olan firmaların tercih ettikleri karayolu parsiyel taşımacılığında, önceden planlanan bir güzergâh doğrultusunda taşıma hizmeti gerçekleştirilmekte, teslimatlar duruma göre kapıdan kapıya ya da depodan depoya sağlanabilmektedir.

 

Havayolu Parsiyel Taşımacılık

 

Uluslararası ticarette, tamamen gümrüklü olan parsiyel yüklerin taşınmasında tercih edilen bir yöntemdir. Havayolu lojistiğinin yapısı gereği, sevkiyatı yapılan yüklerin miktarı, boyutu ve ağırlığı karayolu ve denizyoluna oranla çok daha minimaldir. Yine, mevcut yükleri bir kargo uçağının tamamını dolduramayan firmaların başvurdukları, ekonomik bir lojistik yöntemidir.

 

Demiryolu Parsiyel Taşımacılık

 

Lojistik servisler arasında yer alması sebebiyle yazımızın içeriğinde yer verdiğimiz ancak fazla tercih edilmeyen bir taşıma yöntemidir. Bir yük treni vagonunun bir miktarının kiralanması teknik olarak mümkün olabilse de gerek trenle taşınan yüklerin yapısı gereği gerekse lojistik ihtiyaçlar itibariyle demiryolunda parsiyel taşımacılık önemli bir etkiye sahip değildir.

 

parsiyel taşımacılık nedir

Parsiyel Taşımacılığın Avantajları

 

Parsiyel taşımacılık maliyet dışında alanlarda da fayda sağlayan ve pratik bir lojistik çözüm yoludur. Evet, her şeyden önce ekonomik bir yöntemdir ve kuşkusuz maliyet avantajı sağlar. Ancak tercih edilme sebeplerinden bir diğeri de oldukça güvenilir bir lojistik çözüm yolu olmasıdır. Çünkü parsiyel taşımacılıkta yükün takibi ve kontrolü çok daha kolaydır ve genellikle yüke 7/24 ulaşım imkânı sunar.

 

Diğer yandan, müşteri açısından bakıldığında, küçük miktardaki yükünü taşıtabilme avantajı olmadığını varsaydığımızda, yüklerini belirli bir süre depoda bekletmesi gerekir ki bu da hem depo maliyetinin oluşmasına hem de ticaretinin aksamasına sebep olur. Oysaki parsiyel taşımacılık tüm bu sıkıntıların önüne geçerek yükün beklemeden istenilen lokasyona ulaşımının önünü açar.

 

Tüm lojistik servislerle entegre şekilde çalışabilen parsiyel taşımacılık, tehlikeli madde ve ve dökme yük dışındaki pek çok yükün taşınması için oldukça avantajlıdır.

 

Parsiyel Taşımacılık Yöntemleri

 

Lojistik servis türleri açısından bakıldığında 4 ana gruba ayırdığımız parsiyel taşımacılığın bir diğer kategorizasyonu da “yurt içi” ve “yurt dışı” ayrımıdır. Söz konusu olan, yurt sınırları dâhilinde yapılacak bir taşımacılıksa bu durum şehirlerarası taşımacılık kapsamında ele alınır. Uluslararası ticarete konu olan taşımacılıkta, Türkiye’den dünyanın herhangi bir noktasına ya da dünyanın herhangi bir noktasından Türkiye’ye ulaşacak bir parsiyel yük söz konusu ise o zaman da uluslararası parsiyel taşımacılıktan söz etmek mümkün olacaktır.

 

İster şehirlerarası isterse uluslararası parsiyel taşımacılık olsun öncelikle rezervasyon işleminin yapılması, arkasından planlamanın gelmesi, sonrasındaysa depolama ve sevkiyat aşamalarına geçilmesi gerekmektedir.

 

ESALCO İLE PARSİYEL LOJİSTİK HİZMETİ

 

Esalco Lojistik olarak, karayolu, denizyolu ve havayolu parsiyel taşımacılık hizmetlerimizle müşterilerimize konforlu, güvenli ve profesyonel destek sağlıyoruz. Uluslararası ticaretlerinin aksamadan devam etmesi için karayolu ihracat alanındaki parsiyel hizmetlerimizle Avrupa’da İspanya, İtalya, Almanya, Hollanda, Belçika, Yunanistan, Bulgaristan, Fransa, Danimarka, Macaristan, İrlanda, Romanya, Slovakya, Slovenya, İngiltere, Litvanya, Estonya, Finlandiya, Polonya, Malta, İsveç, Hırvatistan, Avusturya, Letonya, Çekya, Lüksemburg dâhil olmak üzere pek çok noktaya kapıdan kapıya ya da depodan depoya hizmet sunmaktayız. Türki Cumhuriyetlerde de Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Gürcistan, Özbekistan, Tacikistan ve daha birçok ülkeye karayolu parsiyel lojistik hizmetimiz bulunmaktadır.

 

Yine Avrupa ülkelerinin ya da Türki Cumhuriyetler’in tamamından Türkiye’nin herhangi bir noktasına talep edilen ithalata yönelik tüm karayolu parsiyel lojistik ihtiyaçlarına da profesyonel ekibimizle destek olmaktayız.

 

Esalco Lojistik olarak dünyada en çok tercih edilen bir başka parsiyel lojistik servisi olan denizyolunda da Ortadoğu, Uzakdoğu, Amerika ve Avrupa limanlarına kesintisiz hizmet sunmaktayız. Uzakdoğu’da Şanghay, Busan, Tokyo, Guangzhou, Hong Kong limanları; Güneydoğu Asya’da Singapur, Port Klang, Tanjung Pelepas limanları; Avrupa’da Rotterdam, Antwerp, Hamburg, Valencia limanları; Ortadoğu’da Jebel Ali, Jeddah, Salalah limanları, Amerika’da Savannah, Colon, Los Angeles limanları başta olmak üzere birçok limana parsiyel denizyolu lojistik hizmeti sunmaktayız.

 

Karada, havada, denizde size özel yurt içi ve/veya uluslararası parsiyel taşımacılık hizmetlerimizden faydalanmak için bizi arayabilirsiniz.


entegre-lojistik-1-1200x787.jpg

Değişen demografik yapı, ticari ihtiyaçlar, global ekonominin yansımaları ile birlikte lojistik sektörünün her geçen gün kendini yenilemesi, hizmetlerine yeni modüller eklemesi ve katma değerli hizmetler üretmesi gerekmektedir. Günümüzde artık lojistik kavramının, bir malın bir noktadan alınarak diğer bir noktaya ulaştırılması gibi basit bir tanımın ötesine geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Artık lojistik şirketleri, taşımacılık hizmetinin yanı sıra, depolama, depo yönetimi, ulaşım yönetimi, envanter yönetimi, tersine lojistik gibi ek hizmetleri de üstlenerek, lojistik kavramını bütünsel bir yaklaşımla ele almaktadırlar.

 

İşte entegre lojistik kavramı da tam olarak yukarıda belirtmiş olduğumuz gelişmeler ve ihtiyaçlar neticesinde ortaya çıkmıştır. Entegre lojistik, lojistik firmalarının, lojistik alanında vermiş oldukları tüm ek hizmetleri kapsamaktadır. Aynı zamanda kendi tedarik zincirlerini kuran ya da bir çözüm ortağı ile birlikte çalışsa bile daha bütünsel bir yaklaşıma ihtiyaç duyan vizyoner şirketler, tedarik zinciri alanındaki yapılanmalarını entegre lojistik yaklaşımına çevirmeyi, şirketlerinin güvenli ve hızlı şekilde büyümesinin adımlarından biri olarak görmektedirler.

 

Entegre Lojistik Yönetimi

 

Müşterinin istek ve ihtiyaçlarını öngörüp, bu istek ve ihtiyaçlar doğrultusunda pozisyon alarak; ihtiyaç duyulan sermaye, malzeme, insan kaynağı, teknolojik altyapı, bilgi ve donanımı temin etmek gerekmektedir. Sonrasında müşterinin beklentilerini karşılayabilmek için kusursuz şekilde ve aksamadan mal ve hizmet üreten bir ağı da kurgulamak ve aynı zamanda bu ağı optimize etmek de gerekmektedir. İşte tüm bu sistemin kurulup, işler hale getirilmesi entegre lojistiğin konusudur.

 

Hizmet odaklı bir yaklaşıma sahip olan entegre lojistik kavramı, bir ürünün ya da malın hammadde aşamasından, son kullanıcıya ulaşım aşamasına kadarki tüm lojistik süreçlerinin ve bu lojistik süreçlere yardımcı hizmetlerin tamamını kapsamaktadır.

 

Entegre Lojistik Yönetiminin 6 Temel Aşaması

 

Tedarik zinciri yönetimi, 6 temel aşamadan oluşmaktadır. Bu alanları kapsayıp, kusursuz şekilde işleyişini sağlayacak şekilde hizmet veren lojistik firmaları ya da şirketler entegre lojistik yönetimini başarıyla yerine getirmektedirler. Bu alanlardan kısaca bahsetmemiz gerekirse:

 

Depolama

Lojistiğin alt bileşenlerinden biri olan depolama hizmeti; bir ürünün, malın, envanterin ya da bilginin bu amaçla oluşturulmuş özel alanlarda, binalarda depolanması olarak tanımlanabilir. Önemli olan bu depolamanın en ekonomik ve en güvenli şekilde gerçekleştirilmesidir. Bunun sağlanabilmesi için de, depo yönetiminin ve depo planlamasının en doğru şekilde yapılması gerekmektedir.

Depolar, üretimin ve satışın sürdürülebilir olmasını sağlayan önemli merkezlerdir. Depolama hizmeti sayesinde üretim aşaması tamamlandıktan sonra ürünlerin nerede saklanacağı düşünülmeksizin, yıl boyunca üretime aksamadan devam edilebilir. Aynı şekilde talep oluşması durumunda depolanan ürünlerin hızlıca satılması da sağlanabilir.

Operasyon maliyetlerinin kontrol altında tutulması açısından firmalar için büyük önem teşkil eden depolar bu stratejik durumları sebebiyle entegre lojistik hizmetlerinin de en vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmektedirler.

Depo Yönetim Sistemleri

Depo yönetim sistemi; depo içerisinde bulunan mal ya da ürünler ile ilgili kısa ya da uzun vadeli süreçte gerçekleştirilecek işlemlerin tamamı için geliştirilen bir tanımlamadır. Depo yönetim sistemi, lojistik süreçlerin vazgeçilmez bir parçasıdır. Depodaki tüm sistemin kusursuz işlemesine, yönetimine, optimize edilmesine, kısacası en basit günlük operasyonların bile takibine yardımcı olur. Yükleme operasyonları, saklama, siparişlerin işlenmesi ve takibi, envanter yönetimi, etiketleme, ambalajlama, ikmal, toplama gibi bir ürüne dair her konunun sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin temelini oluşturur.

Depo yönetim sisteminin başarılı bir işleyişe sahip olabilmesi için, bu yönetimi talep eden firmanın tüm birimleri ile uyumlu şekilde çalışması ve kesintisiz bir iletişim içerisinde olması gerekmektedir. Kesinlikle yatırım yapılması gereken bir alandır ancak üretkenlik, sürdürülebilirlik, kaynakların doğru kullanımı ve maliyet optimizasyonu gibi alanlarda bu yatırımın karşılığını fazlasıyla verir.

Depo yönetim sistemleri sayesinde bir malın ya da ürünün sevkiyatı sonrasında meydana gelebilecek olası aksaklıkların önüne geçmek mümkündür. Ayrıca günümüz tüketim ihtiyaçları göz önünde bulundurulduğunda firmalara rekabet üstünlüğü sağlayan “hız” ve “satış sonrası takip” faktörlerinin karşılığının da fazlasıyla karşılaması söz konusudur.

Depo yönetim sistemlerinin sağladığı avantajlar:

Yatırım yapılması gereken bir alan olması sebebiyle firmalara başlangıçta bir maliyet kalemi gibi görünse de uzun vadede bu yatırımın karşılığını fazlasıyla alabileceğiniz depo yönetim sistemleri her şeyden önce muhatabına donanımlı bilgi erişim avantajı sunar. Ayrıca tedarik zinciri operasyonlarını hızlandırarak firmalara ciddi bir hız ve ataklık kazandırır ki bu da günümüz dünyasında rekabette öne geçebilmek adına oldukça önemlidir. Depo yönetim sistemleri ayrıca doğru bilgiye hızlı erişim sağlama imkanı sunması sebebiyle şirketlere tedarik zinciri yönetimleri konusunda gerçekçi ve sağlıklı bir projeksiyon avantajı sağlar. Üretkenliği artırır, insan kaynağı kullanımını optimize eder ve daha iyi iş birliklerinin kurulabilmesi için elverişli ortamı yaratır.

 

entegre lojistik

Ulaşım Yönetim Sistemi

Şirketlerin mal ve ürün sevkiyatları ve tedarik zinciri yönetimleri kapsamındaki tüm transferler ulaşım yönetim sistemlerinin uzmanlık alanında değerlendirilir. Firmalar bu sistemi kendi iç bünyelerinde kurabilecekleri gibi lojistik hizmet aldıkları tedarikçi firmadan da talep edebilirler. Ulaşım yönetim sistemi ile amaçlanan tabii ki en başta verimlilik ve maliyet optimizasyonudur. Tüm siparişlerin otomatik oluşturulması için kurgulanan altyapı sayesinde insan hatalarının önüne geçilmekte, gönderinin izlemesi gereken yol en doğru şekilde kurgulanmakta ve aynı zamanda takibi de yapılabilmektedir.

İhtiyaca uygun ve doğru şekilde oluşturulmuş bir ulaşım yönetim sistemi, firmalara çok ciddi avantajlar sağlar. Bu avantajların başında, firmaların taşıyıcı firmalarla yapmış oldukları sözleşmelerin verimliliği gelmektedir ki bu durum firmaların karlılığını bire bir etkilemektedir. Avantajların bir diğeri risk yönetiminin sağlanabilmesidir. Ulaşım yönetim sistemleri firmalara ayrıca uluslararası lojistikte işlevsellik, öğe görünürlüğü imkânı, koli gönderi desteği, navlun yerleşimi, iş zekâsı ve karşılaştırmalı veri kapasitesi gibi olanaklar da sunmaktadır.

Gerçek Zamanlı Konumlandırma Sistemleri

Şirketlerin, kendi bünyelerinde yer alan insan kaynaklarının ve/veya varlıklarının bulundukları konumu geçici veya tam zamanlı olacak şekilde bulmaları, tanımlamaları, izlemeleri ve yönetmeleri için geliştirilen ve teknoloji tabanlı bir sistemdir. Özellikle şirket personelinin çalışma emniyetinin ve verimliliklerinin artırılması, tedarik zinciri operasyonlarının aksamadan devam ettirilmesi gibi belirgin avantajlar sunar. En yaygın kullanım alanı lojistik süreçlerde kullanılan taşıma araçlarının GPS sistemi ile takibinin sağlanmasıdır. Bu sayede uluslararası lojistikte bir aracın hangi noktada bulunduğu kolaylıkla tespit edilebilmekte, izleme kapalı bir ortama girinceye kadar kesintisiz sağlanabilmektedir.

 

Gerçek zamanlı konumlandırma sistemleri ile kurulan iletişim özellikle, yürütülen organizasyonun ve bu organizasyonların muhatapları olan tedarikçileri ve müşterileri arasında sağlanmaktadır. Ayrıca organizasyon içindeki diğer destek modüller ve lojistik, tedarik, mühendislik, pazarlama, üretim gibi fonksiyonlar da bu iletişimin faydasını görmektedir.

 

Envanter Yönetim Sistemleri

 

Şirketlerin üretim, satış, perakende ve depo olmak üzere tüm birimlerine ait envanter bilgilerinin doğru şekilde toplanmasını ve kullanılmasını sağlayan yönetim sistemidir. Kaynakların doğru şekilde değerlendirilmesi, hammadde tedariğinin planlanması, eldeki kaynakla üretime devam edilmesinin sağlanması, stok takibi gibi konularda firmaların verimliliğini artırmaktadır.

Tersine Lojistik

Üreticiden tüketiciye doğru akış eğiliminde olan lojistik süreçlerin, tam tersi bir rota izleyerek tüketiciden üreticiye doğru evrilmesi ile gündeme gelen ve özellikle son yıllarda e-ticaretin artışı ile birlikte hız ve önem kazanan bir lojistik kavramdır. İnternet üzerinden satışların artışı ile birlikte doğal olarak ortaya çıkan iade süreçleri ve bu süreçlerin takibi tersine lojistik kapsamı içerisinde ele alınmaktadır. Yanlışlıkla satın alınan ürünler, teslimat sırasında meydana gelen hasarlar, garanti kapsamındaki sıkıntılar, paketleme esnasında meydana gelen sorunlar sebebiyle iade edilen ürünlerin takibi ve iade sebeplerinin doğru anlaşılabilmesi, kaydının tutulabilmesi dönüşüm oranının düşmesine dolayısı ile firmaların karlılığının artmasına sebep olacaktır.


denizyolu-tasimaciligi-1200x533.jpg

Lojistik alanında dört ana taşımacılık faaliyetinin içerisinde kapasite ve tercih edilebilirlik açısından ilk sırada yer alan denizyolu lojistiği, herhangi bir yükün, ürünün ya da malın gemilere yüklenerek, denizyolu kanalıyla belirlenen lokasyona ulaştırılması olarak tanımlanmaktadır. Tüm taşımacılık modlarının içerisinde, özellikle yüksek miktardaki yüklerin, en uzak mesafeye, ekonomik ve güvenli şekilde ulaştırılması konusunda öne çıkan denizyolu taşımacılığı, özellikle denize kıyısı olan ülkelerin vazgeçilmezidir.

Denizyolu lojistiği, taşımacılık modları içerisinde ekonomiklik açısından ikinci sırada yer alan demiryoluna oranla 3,5, hemen onu takip eden karayoluna oranla ise 7 kat daha ucuzdur. Yakıt tüketimi olarak değerlendirildiğinde ise, karayolundan 4, demiryolundan 2 kat daha avantajlıdır. Tüm bunlar, göz ardı edemeyeceğimiz kritik ekonomik unsurlardır.

Denizyolu lojistiğine ihtiyaç duyulmasına sebep olan en önemli kavram “deniz ticareti”dir. Bir ülkede deniz ticareti söz konusuysa ya da o ülkenin coğrafi koşulları, farklı ülkelerin deniz ticaretine aracılık yapacak konumdaysa denizyolu lojistiğine olan ihtiyaç daha da otomatik olarak artmaktadır. Deniz ticareti; nakliye aracı olarak büyük gemilerin kullanıldığı, aktarmaların büyük limanlardan sağlandığı, sektörel teknolojik yatırımlara ihtiyaç duyan, kapsamı oldukça geniş ekonomik faaliyetler bütünü olarak tanımlanabilir.

Deniz ticaretine konu olan sanayi hammaddelerinin, fazla miktarda ve tek seferde, önceden belirlenen lokasyona ulaştırılabilmesi ulusal ve uluslararası ticarette rekabet avantajı sağlamaktadır. Özellikle son yıllarda global çapta ekonomik dengelerin yeniden şekillendiği, ülkelerin ekonomik işlevlerini geliştirmeye çalıştıkları, limanların genişlediği, denizciliğin öneminin arttığı ve sektöre yatırımın hızlandığı bir dönemde, denizyolları üzerindeki hakimiyetin geliştirilmesi de oldukça önem teşkil etmektedir. Bugün küreselleşmenin ve deniz ticaretinin birbirine paralel şekilde geliştiklerini ve birbirlerinden faydalanarak ivmelendiklerini söylemek gayet mümkündür.

Öte yandan, son yıllarda tüm dünyada teknoloji anlamında yaşanan gelişmeler, denizyolu lojistiğinde de etkisini göstermeye başlamış ve dijitalleşme süreci, denizyolu lojistiğine önemli bir katma değer sağlamıştır. Limanlardaki ve gümrük noktalarındaki yük trafiğinin çok daha rahat kayıt altında tutulması, istenildiğinde çok daha kolaylıkla ulaşılabilir olması, ithalat-ihracat işlemlerinin hızlanması, süreçlerin çok daha rahatlıkla takip edilebilir hale gelmesi, sektörü oldukça rahatlatmış, verimini artırmıştır.

Bugün, uluslararası ticaretin %80’inin deniz taşımacılığı üzerinden ilerlediğini söylemek mümkündür. Bu %80’lik dilimin içinde kuru yük, roll-on / roll-off, genel kargo ve konteyener gibi farklı segmentler yer almaktadır. Bu segmentlerin içerisinde şüphesiz en gelişmiş yapılanma konteyner taşımacılığına aittir. Denizyolu taşımacılığında konteyner sistemine geçilmesi, sektöre ciddi bir ivme kazandırmış, denizyolu taşımasının zamanlama konusundaki dezavantajlını tamamıyla geri planda bırakmış, ürünlerin güvenli, hasarsız ve en ekonomik şekilde ulaştırılabilir hale gelmesi denizyolu lojistiğinin cazibesini kat be kat artırmıştır.

Denizyolu Taşımacılık Türleri

Denizyolu lojistiği kendi içindeki değerlendirme kriterlerine göre farklılıklar göstermektedir. Sefer türlerine göre ele alındığında;

  • Düzensiz (Tramp) Taşımacılık
  • Düzenli (Liner) Taşımacılık

şeklinde iki ayrı grupta değerlendirilebilen denizyolu taşımacılığı; yük ve gemi çeşitlerine göre ele alındığında ise;

  • Tanker Taşımacılığı
  • Ro – Ro Taşımacılığı
  • Konteyner Taşımacılığı
  • Kombine Taşımacılık
  • Dökme Yük Taşımacılığı

olarak sınıflandırılabilmektedir. Her birinin dinamikleri kendi içinde değişmekle birlikte, aslolan yükün ihtiyaç duyduğu düzenlemenin yapılabilmesi ve sonunda denizyolu taşımacılığının avantajlarının maksimumda yaşanabildiği bir planlama ile uluslararası ticari faaliyetlerin zenginleştirilebilmesidir.


havayolu-tasimaciligi-5-1200x675.jpg

Lojistik, tartışmasız hayatımızın vazgeçilmez parçalarından biridir. İlk bakışta sektörler arası, üretime dönük, fazlasıyla ticari bir faaliyetmiş gibi algılansa da ya da konteyner, vinç, konşimento, navlun gibi tanımlamaları ile son tüketicinin dışındaymış gibi bir izlenim yaratsa da; aslında günlük hayatımızda, evimizin içinde, kişisel dünyamızda bizi fazlasıyla etkisi altına alan, yok olması ya da aksaması durumunda hayatımızı ciddi anlamda sekteye uğratacak hayati bir iş koludur. Bugün keyifle okuduğumuz kitabın, çocuğumuzun elindeki oyuncağın, izlediğimiz televizyonun, kullanmak durumunda kaldığımız ilacın, giydiğimiz kazağın, soframızdaki pirincin bile lojistik bir hikayesinin olduğunu bilmek, bu konu üzerinde bir an bile olsa derinlemesine düşünmek, lojistiğin önemini bir kez daha anlamamızı sağlayacaktır.

Karayolu, denizyolu, demiryolu gibi farklı modları olan lojistik hizmetlerin şüphesiz en yeni ve gelişime açık olan türü havayolu lojistiğidir. Özellikle hızlı olması ve teknolojinin tüm olanaklarından faydalanabilmesi açısından baktığımızda, havayolu lojistiği oldukça ilgi çekici görünmektedir. Şu anda dünya genelinde tüm lojistik hizmetler içerisinde havayolu lojistiğinin kullanım oranı %8 civarındadır.

Dünya nüfusundaki artış, teknolojik gelişmeler ve özellikle küreselleşmenin yarattığı etkiler sonucunda adeta küçük bir köy halini alan dünyamızda lojistiğe olan ihtiyaç da artmış, yerküre üzerinde birbirine en uzak noktalarda bulunan ülkeler bile adeta birbirlerine komşularmış gibi aralarındaki ticarete hız kazandırmışlardır. Lojistik sektörünü derinlemesine etkileyen bu küresel hareket, havayolu lojistiği söz konusu olduğunda etkisini bir kat daha artırmıştır. Ancak aynı sebeplerle havayolu lojistiği dünyadaki tüm küresel krizlerden, ekonomik hareketlerden ve dalgalanmalardan da en çok etkilenen lojistik servis halini almıştır. Bu sebeple kırılgan bir lojistik servis olmakla birlikte sağladığı avantajlar bakımından da sektörün vazgeçilmez hizmet türü haline gelmiştir.

Havayolu lojistiği en sade anlatım şekli ile bir ürünün/yükün/malın uçak, helikopter, jet gibi havayolunda kullanılan araçlar vasıtasıyla bir noktadan bir diğer noktaya ulaştırılması olarak tanımlanabilir. Uluslararası ticarette, uzak mesafelere ulaşımda hız açısından ciddi avantaj sağlayan havayolu lojistiği, özellikle bozulabilir ürünlerin taşınması ve zarar görmemesi için de tercih sebebidir. Mikro ticarette, dünyanın pek çok bölgesine numunelerin ya da düşük hacimde yüklerin ulaştırılmasına da imkan tanıyan hava kargo hizmeti sayesinde, ticaretin mümkün olabildiği kadar kesintisiz devam etmesi ve rekabet avantajı sağlanabilmesi de gayet mümkündür.

Havayolu Lojistiğinin Avantajları

 

  • Makalemizde sıklıkla yinelediğimiz gibi, lojistik servis türleri içerisinde en hızlı hizmeti hava kargo sağlamaktadır. Bir lojistik hizmet almak istediğinizde, hız en önemli ihtiyacınızsa havayolu lojistiği bu yöndeki beklentinizi karşılayacaktır.
  • Genellikle hafif ve az miktardaki yüklerin taşındığı havayolu lojistiğinde, kombine taşımacılıkta rastlanan farklı istasyonlarda yük indirip-yükleme gibi ulaşım süresini uzatan, elleçleme konusunda ek işgücü ihtiyacı yaratan süreçler yaşanmaz. Dolayısıyla havayolu lojistiğinin avantajı sadece ulaşım süresiyle sınırlı kalmaz, aynı zamanda yükün ulaşım aracına yüklenmesi açısından da kolaylık sunar.
  • Havayolu lojistiğindeki gümrük prosedürleri diğer taşımacılık türlerine oranla çok daha hızlı ilerler ve daha kolay yönetilir. Bu da gümrük işlemlerine ayrılan sürenin kısalmasına, yükün beklemesi sebebiyle oluşan maliyetlerin düşmesine katkı sağlar. Gümrük kolaylığı aynı zamanda hava kargonun “hız” etkisine de olumlu destek sağlar.
  • Denizyolunda hem varış süresi uzunluğu hem de hava şartlarının yarattığı nem etkisi sebebiyle bozulabilecek ilaç, gıda, aşı gibi ürünler havayolu ile taşınması durumunda çok kısa sürede varış noktalarına ulaşabilmektedirler. Bu durum, bozulabilir ürünlerin taşınmasında havayolu lojistiğinin tercih edilmesinde etkin rol oynamaktadır.
  • Lojistik hizmetlerin gelişimi neticesinde havayolu lojistiği sadece limandan limana gerçekleşmemekte, ihtiyaç duyulduğu taktirde özel araçlar ile door to door olarak tanımlanan kapıdan kapıya teslimatlar, depolama, gümrükleme, ambalajlama gibi hizmetler de sunulabilmektedir. Bu şekilde katma değerli hizmet anlayışıyla havayolu lojistiğinin cazibesi artırılabilmektedir.

 

Tüm bu saydığımız avantajların yanında her hizmet türünde olduğu gibi dezavantajlı noktalar da bulunmaktadır. Lojistik destek almak isteyen firmalar tüm bu avantaj ve dezavantajları birlikte değerlendirerek ve ihtiyaçlarını belirleyerek hangi servisten yararlanmak istediklerine karar vermektedirler.

Havayolu Lojistiğinin Dezavantajları

  • Maliyet konusu, havayolu lojistiğinin en dezavantajlı noktasıdır. Diğer lojistik servis türleri ile kıyaslandığında havayolu lojistiğinin maliyetleri özellikle uçak yakıtının pahalı olması sebebiyle de oldukça yüksek kalmaktadır. Bu nedenle hava kargoyu tercih eden firmalar, maliyetin sağlayacağı dezavantajı, havayolu lojistiğinin sağlayacağı diğer avantajlarla kompanse etmeleri gerekmektedir.
  • Bahsi geçen maliyetler sebebiyle havayolu lojistiği, yüksek kapasiteli ve ağır yüklerin taşınmasına engel teşkil etmektedir. Havayolu lojistiği hafif, küçük hacimli, kıymetli, kompakt ürünlerin taşınması için idealdir. Dolayısıyla bir kısıt söz konusudur.
  • Havayolu lojistiği hem küresel koşullardan hem de meteorolojik koşullardan çok daha kolay etkilenebilmektedir.

Yani genel bir değerlendirme yapacak olursak hız, güvenlik ve teknolojik açıdan avantajlı olan havayolu lojistiği, diğer servis türlerine oranla daha yüksek maliyetlerin ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Lojistik hizmet alacak firmalarsa tüm bu noktaları değerlendirerek fizibilitelerini yapmaları, kendilerini doğru şekilde yönlendirecek bir lojistik firmasından da destek alarak, tedarik süreçlerini çok daha avantajlı şekilde yönetmeleri söz konusudur.


dagitim-lojistigi-1-1200x800.jpg

Perakende sektörünün alıcıları ile üretici ya da tedarikçi firma arasındaki ürün ve hizmet akışını sağlayan, düzenleyen lojistik hizmetler “dağıtım lojistiği” olarak tanımlanır. Burada alıcı olarak belirtilen hedef; farklı bir şirket, bir mağaza ya da nihai tüketici olabilir. Ancak tanımlanan alıcı kim olursa olsun, her durumda ürünün çıkış ve varış noktası arasında nakliye, pazarlama, depolama gibi pek çok farklı unsur bulunur. İşte dağıtım lojistiği tüm bu unsurları ve unsurlar arasındaki süreç yönetimini kapsayan bir lojistik hizmetler bütünüdür.

Dağıtım lojistiği hizmetini basite indirgeyerek süreci yalnızca “ürünün dağıtımının gerçekleştirilmesi” olarak tanımlamak büyük bir yanılgıdır. Sonuçta en temel fonksiyonlarından biri olsa da bu alandaki lojistik hizmetleri yalnızca dağıtım servisinden ibaret saymak, bütünün doğru şekilde algılanamamasına ve konunun basitleştirilmesine sebebiyet verir. Konuyu detaylandıracak olursak; dağıtım lojistiğinde en büyük hedef aslında ürünü üreticiden tüketiciye en kısa sürede ve en düşük maliyetlerle ulaştırabilecek doğru planlamayı yapabilmektir. Ancak bu planlamayı yaparken tedarikçinin ve tüketicilerin beklentilerini de maksimum seviyede karşılayabilmek önemlidir. Dolayısıyla müşteri odaklı yaklaşım ve her iki muhatabın da karşılıklı memnuniyeti dağıtım lojistiğinin vazgeçilmez öncelikleri arasında yer almaktadır. Süreçlerin en düşük maliyetlerle doğru şekilde yönetilmesinin yanı sıra, ürünlerin zamanında ve hasarsız şekilde tüketici ile buluşturulması da büyük önem teşkil etmektedir. Bu durum dağıtım lojistiğinde “dağıtım” fonksiyonunun dışında uzmanlık, süreç yönetimi ve planlama gibi yetkinliklerin ön plana çıkmasına sebep olmaktadır.

Dağıtım Lojistiğinin Temel Unsurları Nelerdir?

Dağıtım lojistiğinin temel unsurları şu şekildedir.:

Üretici/tedarikçi firma ile tüketici/mağaza arasındaki ürün dağıtımını gerçekleştirirken;

• Ürünlerin ihtiyaçlarına ve doğasına uygun şekilde paketlenmelerini sağlamak
• Gerekli kontrolleri yaparak ürünlerin depolanması için uygun alanlar belirlemek
• Ambalaj ve ürün özelliklerine uygun taşıma aracının teminini sağlamak
• Sipariş verme, teslimat ve diğer süreçleri etkili biçimde yönetmek
• Lojistik ve üretim birimleriyle koordinasyon ve iş birliği içinde olmak
• Tüm bu bileşenleri göz önünde bulundurarak ürünün çıkış noktası ve varış noktası arasındaki ağı doğru şekilde örüp, optimum maliyetlerle en doğru lojistik planlamayı sağlamak

Dağıtım lojistiği kavramı 2 kategori altında incelenebilir:

Doğrudan Dağıtım

Herhangi bir ürünün üreticiden tüketiciye direkt gönderilmesi faaliyeti, doğrudan dağıtım olarak tanımlanmaktadır. Bu dağıtım kategorisinin merkezinde üründen sonra tüketici yer almaktadır. Organizasyonun içinde satış personeli önemli bir rol oynamaktadır. Tüketiciye yönelik kredi, teknik destek, satış sonrası hizmetler ön plandadır. Pazarda sıklıkla başvurulan bir dağıtım sistemidir.

Dolaylı Dağıtım

Herhangi bir ürünün üreticiden tüketiciye direkt olarak değil de bayi ve toptancılar aracılığı ile ulaştırıldığı dağıtım türüdür. Dolaylı dağıtım, lojistik servis sağlayıcı açısından direkt dağıtıma oranla daha fazla bileşenin planlanmasını gerektirmektedir. Gerek yönetim anlamında gerekse ekonomik boyutta çok daha az yatırıma ihtiyaç duyulan bir kategori olan dolaylı dağıtım yöntemi, ağırlıklı olarak küçük çaptaki işletmeler için avantajlıdır.

Teknolojinin gelişimi, dijital platformlara olan ilginin artması ve 2020 yılından beri tüm dünyada etkisini gösteren Covid-19 pandemi süreci ile birlikte tüm dünyada e-ticaretin önemi artmış, bu alanda pazar hızla büyümüştür. Bu durum aynı zamanda dağıtım lojistiğinin de önemini artırmıştır.

Dağıtım Lojistiğinde İhtiyaç Duyulan Belgeler

Bir firmanın dağıtım lojistiği alanında faaliyet gösterebilmesi için Ulaştırma Bakanlığı tarafından verilen faaliyet yetki belgesine sahip olması gerekmektedir. Bahsi geçen bu yetki belgesi de firmanın gerçekleştireceği dağıtım lojistiği hizmetinin kapsamına göre değişiklik göstermektedir. Bu belgeler P1 ve P2 Yetki Belgesi olarak sınıflandırılmaktadır.

P1 Yetki Belgesi

Şehir içi sınırları dahilinde dağıtım lojistiği hizmeti veren firmaların sahip olması gereken yetki belgesidir. P1 belgesi almak isteyen firmaların minimum 5 adet, 4 ya da 2 tekerlekli taşıta, 5 adet dağıtım personeline ve 100 metrekarelik depolama, mal yükleme ve boşaltma alanına sahip olmaları gerekmektedir.

P2 Yetki Belgesi

Yalnızca şehir içi ile sınırlı kalmayıp yurt genelinde dağıtım lojistiği hizmeti veren firmaların sahip olması gereken yetki belgesidir. P2 belgesi almak isteyen firmaların, minimum 30 adet taşıt bulundurmaları ve yine en az 30 adet dağıtım personeli istihdam etmeleri gerekmektedir.


tersine-lojistik-1-1200x675.jpg

Son yıllarda dünya nüfusunun hızlı ve kontrol edilemez bir şekilde artışı, tüketim alışkanlıklarının değişmesi, doğal kaynakların azalması, hammadde temininde sıkıntıların yaşanması gibi pek çok sorunu da beraberinde getiriyor ne yazık ki. 70’li yıllara kadar global gündemde yer almayan iklim sorunları, çevresel problemler ve sürdürülebilirlik politikası ile ilgili beklentiler, 2000’li yıllara gelindiğinde hızlı aksiyon alınması gereken, endişe verici bir boyuta taşınmıştır. Ülkelerin çevre ve sürdürülebilirlik politikalarını sadece kendi içlerinde ele almaları yeterli olmamış, bu sorunla ilgili global boyutta önlemler alınması ve konuya bütüncül şekilde yaklaşılması önem arz etmiştir.

Geri dönüşüm ile ilgili planlamalar da bu ortak hareketin ilk sırasında yer almaktadır. Doğal kaynakların verimli şekilde kullanılabilmesi için hammadde tüketimini azaltmak ve tekrar değerlendirilmesi mümkün olan nitelikli atıkları geri dönüştürmek, günümüz dünyasında bir zorunluluk haline gelmiştir. Sonuçta hepimizin günlük hayatında sıkça kullandığı cam, plastik, kağıt/karton gibi malzemelerden üretilen eşyalar, ambalajlar..vb. unsurlar su, petrol, yeraltı kaynakları, orman ve bitki örtüsü gibi doğal kaynakların işeleme tabi tutulması sonucunda elde edilmektedir. Metal, hurda ve kağıt atıklarının toplanması; cam şişe ve depozito uygulamaları zaten uzun yıllardan beri dünya genelinde sürdürülmekte olan geri dönüşüm faaliyetleri arasında yer almaktadır. Çünkü bahsi geçen tüm bu malzemelerin geri dönüştürülmesi, doğadan tamamıyla yok edilmesine oranla çok daha az zahmetli, çok daha az maliyetli ve aynı zamanda çok daha çevreci bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.

İlerleyen yıllarda nüfus artışına paralel gelişen üretim ve hammadde teminindeki sıkıntıların, çevresel sorunların ve bunların ekonomik etkilerinin lojistik olarak da bir karşılığı ortaya çıktı. Artık tanımlanabilir hale gelmiş bu global ihtiyaç, “tersine lojistik” olarak adlandırılan bir lojistik hizmet tanımının ortaya çıkmasına sebep oldu. Genel anlamda üreticiden tüketiciye doğru bir aksta ilerleyen lojistik hizmet döngüsü; konu geri dönüşüm olduğunda ters yöne ivmelenerek tüketiciden, üreticiye ya da hizmet sağlayıcıya doğru ilerlemeye başladı.

İlk olarak tekstil sektöründe başladığını söyleyebileceğimiz tersine lojistik hareketi, 1980’li yılların sonunda elektronik endüstrisine geçiş yapmış, 2000’li yıllara gelindiğinde ise geri dönüşümlü hammaddenin kullanılabileceği tüm sektörlere yayılmıştır.

Tersine lojistiğin daha profesyonel bir tanımını yapmamız gerekirse; hammadde, yarı mamul ya da nihai ürünlerin geri dönüştürmek, tekrar değerlendirmek, değer kazandırmak ya da uygun şekilde yok etmek maksadıyla tüketim noktasından alınarak, üretim ya da hizmet çıkışının yapıldığı noktaya doğru ulaştırılması için gerekli planlamaların yapılması, süreçlerin organize edilmesi ve tüm lojistik operasyonun gerçekleştirilmesi olarak ifade etmek mümkündür.

Çok farklı sebeplerle bir ürünün tersine lojistiğin hizmet tanımı içine girmesi söz konusu olabilir. Örneğin, ürünün hammadde ya da üretim fazlası olması geri dönüş ihtiyacı doğurabilir ya da kalite kontrolden geçememesi… Bu nedenleri alt alta sıralayacak olursak;

  • Teslimatının yanlış ya da hasarlı şekilde yapılması
  • Garanti kapsamındaki koşullar
  • Stok düzenlemeleri
  • Tamire ihtiyaç duyulması
  • Ürünün ya da hammaddenin farklı bir üretimde yeniden değerlendirilmesi
  • Paketleme, konteyner, palet aşamalarındaki geri dönüşler
  • Zararlı maddeler konusundaki yasal düzenlemeler sebebiyle yaşanan sorunlar
  • Ürünün sağlığa zararlı olması ya da hatalı üretimi gibi sebeplerle gerçekleşen dönüşler tersine lojistik süreçlerini başlatabilir.

Ürün geri dönüşlerini tedarik zinciri hiyerarşisine göre sınıflandıracak olursak da 3 noktada özetlememiz mümkün olacaktır.

  1. Üretim Dönüşleri: Üretim esnasında geri kazanımı gereken ürün ya da parçaların dönüş işlemleri bu grupta değerlendirilebilir. Geri dönen ürün ya da parçalar henüz üretim aşamasındayken yeniden şekillendirilir ve bu yolla tekrar üretim hattına dahil olur. Bu akışta sağlanan iç geri dönüş ile ekonomik bir fayda yaratılmış olur. Aynı zamanda çevresel anlamda da emisyon salınımlarının azaltılması ve tehlikeli üretim atıklarının değerlendirilmesi bakımından ciddi katkı sağlanmış olur. Üretim dönüşlerini; artık hammadde, kalite-kontrol ve üretim artıkları geri dönüşleri olarak sınıflandırmak mümkündür.
  2. Dağıtım Dönüşleri: Üretilen ürünün dağıtımı esnasında ortaya çıkan geri dönüş durumu “dağıtım dönüşleri” kapsamında değerlendirilebilir. Ürünün güvenliği ya da sağlığı tehdit eden sebepler neticesinde geri çağrılması, tedarik zincirinde yer alan bir oyuncunun stoklarını yeniden düzenlemesi sonucu yaşanan dönüşler, sözleşmeye aykırı durumlar sebebiyle gerçekleşen ticari dönüşler ya da dağıtımda kullanılan konteyner, palet gibi araçlar sebebiyle yaşanan fonksiyonel geri dönüşler bu sınıflandırma içerisinde yer almaktadır.
  3. Tüketici / Kullanıcı Dönüşleri: Ürün tüketiciye ulaştıktan sonra herhangi bir sebepten ötürü dönüş yapabilir. Garanti kapsamındaki dönüşler, tüketici iadesi sebebiyle yaşanan dönüşler, tamir-yedek parça ihtiyacı ile ortaya çıkan servis dönüşleri, kullanım hatası sonucu yaşanan dönüşler ya da ürünün miadını tamamlaması sonucunda meydana gelen dönüşler bu başlık altında değerlendirilebilir.

 


container-ship-g72a52667c_1920-1-1200x519.jpg

Lojistik hizmetler, küreselleşen pazarda doğrudan ya da dolaylı şekilde birçok sektörü ve firmayı etkiliyor. Son yıllarda global boyutta yaşanan ekonomik sıkıntılar, bu sıkıntıları takip eden Covid-19 süreci, piyasalarda meydana gelen arz-talep dengesizlikleri ve değişken fiyatlandırmalar neticesinde kontrol edilmesi gereken birçok faktör içerisinde lojistik süreçler de doğal olarak üst sıralarda yerini almaya başladı.

Üretimin devam edebilmesi, hammaddenin temini, dağıtımın dengeli şekilde sağlanması ve daha pek çok unsur, sektörleri ve firmaları global çapta görünmez bağlarla birbirine daha çok bağlar hale geldi. Böylesine hareketli ve öngörülemeyen koşullar altında rekabet edebilmeye çalışan firmalar, sadece ürettikleri ürün ya da hizmetin maliyetini değil, tedarik zinciri ve lojistik süreçlerdeki maliyetlerin de hesabını çok daha incelikli şekilde yapmaya başladılar. Tüm bu açılardan baktığımızda, lojistik servislerin başında gelen denizyolu taşımacılığı da bugünün küresel ve ekonomik koşullarında var olan önemini bir kat daha artırdı.

Denizyolu lojistiğini geçmişten bugüne değerlendirdiğimizde ülkelerin eknomik yapılarını daima pozitif yönde etkilediğini söylemek mümkündür. Taşımacılık türleri içerisinde birim taşıma maliyeti açısından değerlendirildiğinde hem en ekonomik hem de en güvenli servislerden biri kabul edilen denizyolu taşımacılığı; büyük hacimli ve kütleli yükler için de en uygun servistir. Ancak tabii ki diğer taşıma türlerine göre de en yavaş nakliye yöntemidir. Dolayısıyla yazımızın girişinde belirttiğimiz tüm ekonomik ve konjonktürel konular açısından bakıldığında denizyolu taşımacılığının avantajlı yanları değerlendirilerek rekabet üstünlüğü sağlamak ve katma değerli hizmet yaratmak mümkündür.

Denizyolu taşımacılığında genel olarak büyük hacimli yükler, taşımacılıkta kullanılan büyük gemilere yüklenerek, elleçlenirler. Bu süreçte, yükün varış noktasına kadar olan yolculuğunda gerekli olan tüm güvenlik önlemleri alınır. Denizyolu taşımacılığı, uluslararası ticarette oldukça önemli bir role sahiptir. Bu durum %70’inden fazlası yani yaklaşık 361 metrekarelik kısmı okyanuslarla kaplı olan yerkürede oldukça anlaşılır bir durumdur ve bir defada büyük montanlı yükler taşıyabilme imkanı, güvenli olması, kapasitesi, hasar ve kaza riskinin düşük olması gibi sebeplerle de herhangi bir yükün kıtalararası yolculuğunda denizyolundan sıklıkla bahsetmemek pek de mümkün değildir.

Demiryoluna göre 3,5; karayoluna göre 7 ve havayoluna kıyasla ise 22 kat daha ucuz bir taşımacılık türü olan denizyolu lojistiğinde genel anlamda 2 farklı türde hizmet verilmektedir.

  1. Tramp Taşımacılık
  2. Liner Taşımacılık

Tramp Taşımacılık: Düzensiz taşımacılık olarak da tanımlanbilen “Tramp Taşımacılık”ta en önemli husus, herhangi bir yükün var olma durumudur. Çünkü denizyolu taşımacılığında kullanılan gemiler genel manada hangi limanda yük olursa o limana uğrama metodu ile çalışmaktadırlar. Yükün bulunduğu iki liman arasında, herhangi bir tarih ya da zaman aralığı olmaksızın yapılan bu taşımacılık türü, geminin tamamının ya da bir kısmının büyük hacimli yüklerle doldurulması esasına dayanmaktadır. Ham petrol, kereste, yeraltı cevherleri, kömür gibi hacimli, dökme yüklerin kıtalar arası taşınmasında sıklıkla tercih edilmektedir. Tramp taşımanın gerçekleşebilmesi için öncelikle herhangi bir yükün var olması gerekeceği için bu taşımacılık türünde belirli bir navlundan söz edebilmek oldukça güçtür.

Liner Taşımacılık: Düzenli taşımacılık olarak da tanımlanabilecek “Liner Taşımacılık”ta ise en önemli husus tramp taşımacılığın aksine yük değil, hizmettir. Liner taşımacılıkta her şey planlı ve programlıdır. Yük taşımacılığında kullanılacak gemilerin kalkış-varış ve aktarma limanları önceden belirlenmiş, tarihler saptanmış durumdadır. Yani belirli bir tarife söz konusudur ve gemiler, bu tarifeye göre hareket ederek, belirlenen tarihlerde, belirlenen limanlara uğramakta; yükleme ve boşaltma işlemlerini gerçekleştirmektedirler. Kısaca belirtmek gerekirse, geminin tamamının dolu olup olmaması önem teşkil etmez ama tarife uymak oldukça önemlidir. Ro-ro ve konteyner taşımacılığı liner taşımacılık türünün iki güzel örneğidir.

Deniz bağlantısının karayolu üzerinden sağlandığı ro-ro’da, taşımacılık türüne de adını veren ro-ro tipi büyük gemiler kamyon, tır gibi yükle dolu tekerlekli nakliye araçlarını taşımaktadırlar. Özellikle kapıdan kapıya ya da depodan depoya alımı ve teslimi istenmesi durumunda tercih edilen bir liner taşımacılık yöntemidir.

1930’lu yıllarda, Malcolm McLean’ın geliştirdiği “konteyner” adı verilen ve her türlü dış etkene karşı içinde sakladığı yükü koruyan metal sandıklar ile gerçekleştirilen konteyner taşımacılığı da yine belirttiğimiz gibi liner taşımacılığın en güzel örneklerinden biridir. ISO standartlarına göre 20’lik ve 40’lık olarak üretilen konteynerler, %85’lik kullanım oranları ile denizyolunu taşımacılığının olmazsa olmaz ekipmanları arasında yer almaktadırlar.

Gemilerin kendilerine ait vinçleri aracılığı ile kolaylıkla yüklenip boşaltılabilen konteynerler, bu sayede lojistikte ciddi şekilde zamandan tasarruf edilmesini sağlamaktadırlar.

Tehlikeli madde taşımacılığı, kombine taşımacılık ve dökme yük taşımacılığı türlerini de bünyesinde barındıran denizyolu taşımacılığı, üzerinde yol aldığı derya gibi uçsuz bucaksız bir konu olması sebebiyle çok farklı bakış açıları ve farklı unsurlar ile ele alınması gereken derin bir konudur. Dünya ticaretinde önemi hiçbir zaman kaybolmayacak olan, doğru yatırımlar ve teşviklerle ülkelerin ekonomik gelişimlerinde ciddi etki sağlayabilecek denizyolu lojistiği hakkındaki diğer makalelerimizde görüşmek dileğiyle.


Lojistik-Terimleri-1-1200x675.png

Lojistik Sözlüğü

A

A.T.A Karnesi: Geçici İthalat Sözleşmesi yani İstanbul Sözleşmesi ve ekleri gereğince ticarete taraf olan ülkeler arasında, herhangi bir ek belge talep edilmeden yükün geçici şekilde ithalat ve ihracatını sağlayan gümrük belgesidir. Bu belge sayesinde gümrüklerden geçiş kısalmaktadır. Belgenin geçerlilik süresi 1 yıldır.

Acente: Merkez kuruluşu dışında kalan farklı bölgelerde lojistik firmaları adına çalışan ve ona hizmet veren kuruluşlara veya bireylere acente denilmektedir.

ADR: Tehlikeli madde sınıfına giren, patlayıcı, yanıcı ya da parlayıcı maddelerin karayolunda taşınması esnasında gerekli olan kuralları, bu tarz tehlikeli madde taşıyan araçların ve o araçların sürücülerinin sahip olmaları gereken belgeleri belirleyen standartlardır.

Aktarma: Herhangi bir lojistik araç üzerindeki yükün, fiziki bir işleme tabi tutulmaksızın, sevkiyatının sağlanabilmesi için başka bir araca yüklenmesi işlemidir.

Alıcı: Lojistik hizmet kapsamında yükü teslim alan taraf.

Ambar: Taşınan yüklerin ya da eşyaların, ihtiyaç duyulması halinde belirli bir süre için bekletilebilmesi için oluşturulmuş kapalı veya açık alanlardır.

Antrepo (Bonded Warehouse): Gümrük mevzuatı kapsamındaki yüklerin veya eşyaların, gümrük işlemlerinin tamamlanma sürecinde bekletilmesi için hazırlanmış kapalı veya açık depo alanlarıdır.

B

Bekleme Süresi: Lojistik hizmet kapsamında, yükün ya da malın fiziki olarak hareket etmediği süredir.

Beyan Tutarı: Lojistik hizmette, gönderici tarafın beyan ettiği yük / ürün değeridir.

Blok Tren (Unit Train): Bir demir yolu katarının tamamını doldurabilecek yükün oluşması durumunda katarın tamamının o yüke tahsis edilmesine denilmektedir. Ancak bahsi geçen yükün ya da malın tek bir firmaya ait olması zorunluluğu bulunmaktadır.

C – Ç

CAF (Currency Adjustment Factor): Dolar kurundaki dalgalanmaların navlun bedeline yansıtılmasıdır.

CMR Anlaşması: Uluslararası karayolu lojistiğinde CMR Anlaşması imzalayan ülkelerin kullandığı karayolu taşıma belgesi.

CMR Karayolu Taşıma Belgesi (CMR International Consignment Note): Uluslararası karayolu lojistiğinde lojistik hizmeti sağlayan firmanın alıcı adına düzenlediği; malın ya da yükün iyi durumda teslim alındığını, belirtilen şartlarla teslim edileceğini ve taşıma sözleşmesinin düzenlendiğini yansıtan hukuki belgedir.

CPT (Carriage Paid To): Bir malın ya da yükün satıcısının malın bedelini ve tüm navlun bedelini ödedikten sonra kendi belirlediği bir lojistik firmasına teslim ederek, kendi belirlediği yerde ve kendi belirlediği kişiye teslim edilene kadar geçen süreçteki tüm taşıma maliyetini üstlendiği lojistik hizmet sürecidir.

Çapraz Sevkiyat (Cross Docking): Tedarikçiden alınan ürünlerin stoklama aşamasına geçmeden ve taşıma kabı değiştirilmeden müşterinin ihtiyaçlarına göre ayrıştırılarak varış noktasına sevk edilmesidir.

Çeki listesi: Kargonun içinde bulunan yükün ağırlık, ebat, adet, parça ve numaraları ile alıcıya ait adres ve diğer iletişim bilgilerini gösteren ambalaj / koli listesidir.

D

Dağıtılmış Stok: Aynı malzemeye ait stoğun farklı noktalarda bulundurulma halidir.

Dağıtım: Bir malın ya da yükün önceden belirlenen zamanda ve miktarda, anlaşılan teslimat noktasına gönderilmesi için yapılması gereken işlemler bütünüdür.

Dağıtım Ağı: Bir ürünün ya da yükün lojistik servisi esnasında sevk noktasından teslim noktasına kadar geçen zaman sürecinde bulunacağı depo, güzergah, satış noktası gibi öğelerin tamamının tanımlandığı sisteme verilen isimdir.

Dağıtım Kanalı: İşletmelerin ürettikleri ürünlerin ya da sundukları hizmetlerin üretim noktasından son kullanıcıya ulaşana kadar devam eden akışındaki bağlantı noktalarının bütününe verilen isimdir.

Dağıtım Merkezi: Tek bir tedarikçiden ya da farklı tedarikçilerden gelen ürünlerin, dağıtım aşamasına geçilmeden önce depolandığı, katma değerli işlem gördüğü, elleçlendiği, ambalajlandığı ve sevkiyatının sağlandığı lojistik tesislere verilen isimdir.

Depo: Ürünlerin hammadde aşamasından üretim aşamasına ya da üretim aşamasının dağıtım aşamasına kadar geçen süreçte bulunduğu stratejik öneme sahip ara noktalardır.

Desi: Lojistik işlemlerde hacimsel ağırlık anlamına gelen kelimedir. Yük taşıma ücreti hesaplanırken ürünün taşındığı kasa, koli, sandık, paket gibi üç boyutlu ambalajın en, boy ve yüksekliğinin santimetre cinsinden birbiriyle çarpıldıktan sonra 3.000 rakamına bölünmesi ile elde edilen değerdir.

Dokuman: Lojistik hizmet esnasında kullanılan fatura, sevk irsaliyesi, kontrol belgesi, satın alma emri, sertifika, belge gibi formların genel adı.

Dozvola: Uluslarası karayolu lojistiğinde TIR’ların ülkeler arasında transit geçiş yapabilmelerini sağlayan transit geçiş belgesidir.

E

Elektronik Ürün Kodu: Tedarik zinciri içerisinde yer alan bir ürünün, lojistik işlemler esnasında küresel platformda anında ve otomatik bir şekilde tanımlanması ve izlenmesi için oluşturulmuş koda verilen isimdir. Elektronik ürün kodu, üretici bilgisi, ürün tipi ve ürünün seri numarası gibi bilgileri içermektedir.

Elleçleme (Handling): Açık ve kapalı depolar, soğuk hava depoları, lisanslı depolar, antrepolar vb lojistik tesislerde bulunan ürünlerin yerlerinin değiştirilmesi, paketlerinin bozularak yeniden düzenlenmesi, taşıma kabı boyutlarının değiştirilmesi, ürünlerin kontrolü, etiketlenmesi, streçlenmesi gibi işlemlerin tamamı için kullanılan bir terimdir.

Emtia: Emtia, ticarete konu olan ve farklı üreticilerden elde edilebilen, genellikle tek tip kalitede olan altın, gümüş, petrol, doğal gaz, bakır, pamuk, şeker vb gibi temel bir mal / ürün ya da materyale verilen genel addır.

Envanter: Bir işletmeye ait taşınır taşınmaz tüm malların, işletmedeki demirbaş ve stokların ayrıntılı listesi.

ETA: Bir yükün teslim noktasına tahmini varış tarihidir.

Ex Beyan: İhracat beyannamesi

F

FCA (Free Carrier): İhracatçı konumda olan satıcının, lojistiğe konu olacak malın / yükün tüm gümrük işlemlerini tamamlayarak ve her türlü iç taşıma bedelleri ödenmiş şekilde, önceden belirlenen tarihte ve yerde ilk taşıyıcıya teslim etmesi ile gerçekleşen taşıma türüdür. Her türlü taşıma tipinde kullanılır. Yükün taşıyıcıya teslim edilmesi ile birlikte, malların tüm sorumluluğu ve riski satıcıdan çıkarak karşı tarafa geçmiş olur.

FIFO: İngilizcedeki First in First Out kelimelerinin baş harfinden oluşan bu tanım, stok yönetiminde depoya ilk giren ürünün ilk olarak çıkacağını anlatmak için kullanılır.

Filo Yönetimi: Lojistik firmaların kendilerine ait yani öz malları olan araç, ekipman, garaj, altyapı servisleri gibi lojistik süreçleri çalıştıran tüm donanımlarını düzgün bir şekilde ve aksama olmaksızın yönetmeleri işine filo yönetimi denilmektedir.

Forklift: Açık ve kapalı depolar, soğuk hava depoları, antrepolar vb lojistik tesislerde malların / yüklerin yükleme, boşaltma, taşıma, yerleştirme, istifleme gibi tüm elleçleme işlemlerinde kullanılan çatallı kaldıraca verilen isimdir.

Frigo Taşıma: Bozulmaya müsait taze ve/veya dondurulmuş gıdaların -26 derece sıcaklığa kadar özel frigorifik araçlarla taşınmasıdır.

G

Gabari: Karayolunda seyreden araçların yüklü ve/veya yüksüz olarak güvenli şekilde yol almaları için uzunluk, genişlik ve yüksekliklerini belirleyen ölçülerdir.

Gizli Hasar: İlk başta zarar görmemiş gibi duran taşıma kabı içindeki ürünlerin, sonradan zarar gördüğünün anlaşılması durumudur.

Gönderici: Bir malın ya da ürünün taşınmasını talep eden kişi veya şirket.

GPRS: Lojistik süreç esnasında yüke ait verilerin GSM şebekesi üzerinden kullanıcılara aktarılmasını sağlayan teknolojidir.

Grupaj: Lojistik serviste kullanılan taşıma aracının birden fazla müşteri tarafından kullanılması durumudur.

Gümrük İzin Belgesi: Uluslararası ticarette, tüm yasal izinlerin alındığı ve aracın serbest şekilde çıkış yapabileceğini gösteren yasal belgedir.

Güvenli Bölge: Belirli bir nedenle özel olarak tanımlanan ürünlerin ya da malzemelerin depolanması için ayrılmış alandır.

Güzergah: Bir kişinin, aracın, malın ya da hizmetin önceden belirlenen başlama ve bitiş noktaları arasında izleyeceği rotaya verilen isimdir.

H

Hammadde: Son ürünün elde edebilmek amacı ile üretim süreci esnasında büyük oranda işlenen temel malzemeye verilen isimdir.

Hamule Senedi: Demiryolu lojistiğinde kullanılan ve kıymetli evrak özelliğine sahip olmayan, makbuz niteliğindeki dokumandır.

Hasar: Nakliye, depolama, elleçleme gibi lojistik süreçler esnasında üründe meydana gelen kırılma, yırtılma, çatlama, esneme, bozulma gibi üründe değer kaybına yol açan zarardır.

Hava Konşimentosu: Gönderici kişi ya da firma ile havayolu lojistik hizmetini üstlenen firma arasında ciro edilemez formda hazırlanan taşıma senedidir.

I – İ

IATA: Uluslararası havayolu lojistiğinde yolcu ve kargo taşımacılığının tariflerini ve yetkiledirmelerini denetleyen uluslararası bir örgüttür.

IMCO Charge: Tehlikeli madde taşımacılığında armatürün talep ettiği ek ücrettir.

IMO Belgesi: Yanıcı, patlayıcı ve kimyasal yük taşımacılığında kullanılan belgedir.

Intermodal Taşımacılık: Taşınacak malın, üzerinde herhangi bir fiziki işlem yapılmadan ve içinde bulunduğu konteyner / treyler hiç açılmadan ve birden fazla taşıma modeli kullanılarak (Ro-Ro, karayolu, denizyolu, demiryolu) nihai varış noktasına ulaştırılmasıdır.

İhracat: Malların bulunduğu ülkeden başka bir ülkeye gönderilmesi ile oluşan ticari faaliyettir.

İkmal: Bir ürünün depolama sürecinde, farklı depo lokasyonlarında ya da farklı ambalaj türlerinde bulunabilirliğinin sağlanması için depo içinde gerçekleitirilen transfer işlemidir.

İrsaliye: Bir malın satışı yapıldıktan sonra bir yerden başka bir yere sevk edilmesi sırasında yanında bulundurulması gereken, resmi ve maliye onaylı mal teslim belgesidir.

İstifleme: Kısıtlı alanların verimli kullanılabilmesi amacıyla hacmin dikey yönde kullanılarak malzemelerin üst üste yığılması durumudur.

İthalat: Malların herhangi bir ülkeden, içinde bulunulan ülkeye getirilmesi ile oluşan ticari faaliyettir.

J

Jettison: Denizyolu lojistiğinde yükün bulunduğu gemi tehlike altındaysa, gerektiği durumda gemide bulunan malzemenin gemiden atılması işlemidir.

K

K1: Bir veya daha fazla öz mal taşıtı ile karayolu üzerinden şehirlerarası eşya taşımacılığı yapacak gerçek ya da tüzel kişilerin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’ndan almaları gereken yetki belgesidir.

Kabotaj: Deniz ticaretinde bir ülkenin kendi ülkesi içinde taşımacılık yapma yetkisini sadece kendi bayrağını taşıyan taşıyıcılara vermesidir. Bunun yanı sıra karayolu lojistiğinde, ticari araç sürücülerinin başka ülkelerde çalışma hakkına sahip olması şeklinde de kullanılabilmektedir.

Kalite Kontrol: Bir ürün ya da hizmetin belirlenen kalite koşullarını hangi karşılayıp karşılamadığının derecelendirilerek kontrol edilmesidir.

Kapasite: Belirli koşullar altında süreye ya da farklı kriterlere göre elde edilebilecek en yüksek üretim miktarıdır.

Karayolu Taşımacılığı: Bir malın ya da yükün lojistik sürecinde çıkış noktasından varış noktasına kadar yalnızca karayolu güzergahının kullanılması durumudur.

Karma Taşımacılık: Aynı lojistik sevkiyat içerisinde en az iki farklı taşımacılık sisteminin birlikte kullanılması durumudur.

Katma Değerli İşlemler (VAS): Müşteri talebi doğrultusunda depoda bekleyen ürünlere uygulanan etiketleme, ambalajlama, katlama, ısı ölçme, aktarma, karıştırma, birleştirme, ayırma, paletleme, hafif montaj, iade, imha, kullanım kılavuzu ekleme, barkod işlemleri, bakım-onarım işlemleri vb. gibi emek verilerek sağlanan işlemlerin tamamıdır.

Kingpin: Çekici ile yarı-römork bağlantısını sağlayan büyük pime verilen isimdir.

Knocked Down: Daha ekonomik bir yükleme için, söz konusu yükün bir bütün olarak değil de yeniden montajlanmak üzere demonte şekilde yüklenmesidir.

Kombine Taşımacılık: Bir yükün lojistik süreci boyunca başlangıç ve bitiş aşamalarında karayolunun kullanıldığı, arada geçen uzun mesafeli rotalarda ise denizyolu, demiryolu, kanal-nehir yolu gibi servislerin kullanıldığı taşımacılık sistemidir.

Komple Taşımacılık: Lojistik hizmette bir taşıma aracının veya kabının yalnızca bir göndericiye tahsis edilmesi durumudur.

Konsinye Stok: Ödemesinin teslim alındığı zaman değil de kullanıma başlandığı zaman yapıldığı ürünlere verilen isimdir.

Konsolidasyon: Taşımacılıkta, tasarruf sağlamak amacıyla küçük hacimdeki yüklerin birleştirilerek büyük hacimli yük partilerine dönüştürülmesi işlemidir.

Konşimento: Üzerinde gönderici ve alıcıya ait tüm bilgilerin yer aldığı, ayrıca yükleme yeri ve tarihi, yükün teslim edileceği nokta, yükün cinsi, adedi, ağırlığı, teslim şekli gibi detayların ayrıntılı şekilde belirtildiği yükleme talimatıdır.

Konteyner: Lojistik sektörünün ana ekipmanlarından biri olan, tüm hava koşullarına dayanıklı, bilhassa denizyolu taşımacılığı bağlantılı kombine taşımacılıkta tercih edilen, kolay elleçlenebilen, üst üste istiflenebilme avantajı ile alanın verimli kullanılmasına imkan tanıyan, yükün / malın hasar görmesini engelleyen metal taşıma kasalarıdır.

L

L2 Belgesi: Uluslararası karayolu lojistiği faaliyeti gösteren firmaların Karayolları Taşıma Kanunu gereği sahip olmaları gereken yetki belgesi türü.

Lojistik Yönetimi: Bir ürünün üretim aşamasından nihai tüketiciye ulaşana kadar geçirdiği sürecin en verimli şekilde planlanması, denetlenmesi ve uygulanmasıdır.

Low-bed (Deve Boynu Treyler): Gabari dışı olarak tanımlanan ve normal kamyonların veya tırların taşıyabilecekleri uzunluk, genişlik, tonaj gibi standartların üzerinde kalan ağır iş makineleri ya da özel proje yüklerinin taşınmasında kullanılan yarı römork tipi araçlara verilen isimdir.

M

Mal Kabul: Depoya giriş yapan ürünün ya da malzemenin kabul edilmesi işlemidir. Mal kabul süreci, yükün taşındığı araçtan boşaltılarak mal kabul için ayrılan özel alına alınması ile başlamakta, kayıtta belirtilen bilgilerle fiziksel görünümün karşılaştırılması ile devam etmekte, malın depoya alınarak kaydının tutulmasıyla da sona ermektedir.

Mal Kabul Alanı: Depoya girişi yapılacak ürünün kabul işlemlerinin yürütülmesi için tahsis edilen özel alandır.

Manifesto: Lojistik hizmet sağlayıcı firma ve ona ait acente tarafından düzenlenen ve araçta bulunan toplam kargonun özet detaylarını içeren, ağırlıklı olarak gümrükte kullanılan belgedir.

Maut: Almanya’da 12 ton üzeri araçlardan alınan otoyol kullanım vergisidir.

Menşei Şahadetnamesi: Uluslararası ticarette dolaşımda olan malın menşeini, yani üretildiği yeri ve dolayısıyla hangi ülkeye ait olduğunu gösteren belgedir.

Muayene: Depo alanlarına ya da gümrüğe getirilen ürünlerin görevli üçüncü şahısların gözetiminde, ihtiyaç duyulması halinde numune alınıp analizleri yapılacak şekilde kontrol edilmesidir.

Mücbir Sebep: İmzalanan sözleşmelerin taraflarının öngöremedikleri ve kontrolleri dışında gelişen durumlardan dolayı (doğal afetler, savaş vb) sorumlu tutulamayacaklarına dair hükümdür.

N

Navlun: Uluslararası ticarette denizyolu ya da nehir /kanal yolu taşımacılığında gemi şirketine taşıma hizmeti karşılığında ödenen ücret.

O – Ö

Ordino: Konşimento üzerinde yer alan malların kısım kısım çekilebilmesini sağlamak amacıyla düzenlenen emir veya talimatnameye verilen isimdir. Ordino aynı zamanda konşimentoya karşılık malın gümrükten çekilmesi için verilen bir talimattır da.

Ölü Stok: Uzun bir süre geçmesine rağmen talep edilmemiş ya da tüketimi gerçekleşmemiş stoğa verilen isimdir.

Özet Beyannamesi: Uluslararası ticarette ithalatı ya da ihracatı gerçekleştirilecek ürünün gümrüğe geldiğini gösteren belgedir.

P

Paket: Lojistiği gerçekleştirilecek ürünlerin dış etkenlerden korunmasını sağlayan ve onları bir arada tutarak dağılmalarını engelleyen, taşıma, pazarlama depolama, dağıtım gibi işlemleri kolaylaştıran farklı materyallerden üretilmiş kaptır.

Paketleme: Lojistiği gerçekleştirilecek ürünün çıkış noktasından varış noktasına ulaşana kadar dış etkenlerden etkilenmesi ve güvenli ulaşımının sağlanabilmesi için metal, plastik, ahşap gibi koruyucu bir kap içine alınmasıdır.

Paletleme: Ürünün taşınabilmesi ve depolanabilmesi için paletlerin üzerinde istiflenmesi işlemidir.

Panelvan: 3-5 metre derinliğindeki kasası ile yük ve eşya taşımaya elverişli hafif ticari araçlar.

Parsiyel Taşımacılık: Aynı lojistik güzergah üzerinde yer alan farklı müşterilere ait yüklerin aynı TIR ile taşınmasıdır.

Poliçe: Sigorta akdinin yapılmış olduğunu ve akdin karşılıklı olarak koşullarını (her iki tarafın haiz olduğu hak ve borçları) gösteren yazılı bir sözleşmedir.

Proforma: Satıcı tarafından alıcı adına düzenlenen ve yapılan anlaşma ile ilgili her türlü detayı gösteren ön faturadır.

R

Rotalama: Lojistik süreç içerisinde bir yükün başlangıç noktasından teslim edileceği noktaya kadar hangi güzergahı izleyeceğinin ve teslimatın hangi sıra ile yapılacağının planlanmasıdır.

Römork: Taşıyacağı yükün özelliklerine göre özel olarak imal edilmiş, kendisine ait tekerlekleri olan ve bu tekerlekler üzerinde park halinde durabilen, bir çekici araç tarafından çekilen yük taşıma işlevine sahip karayolu taşıma aracına verilen isimdir.

Römorkör: Denizyolu lojistiğinde ya da ulaşımında, büyük gemilerin liman alanlarında hızlı ve güvenli bir şekilde manevra yapmalarına yardımcı olan motorlu deniz araçlarıdır.

R2 Belgesi: Uluslararası karayolu lojistiği alanında faaliyet gösteren organizatör firmaların Karayolları Taşıma Kanunu gereği sahip olmaları gereken yetki belgesidir.

S – Ş

Sabit Depolama Politikası: Her ürünün, kendisi için ayrılmış özel bir alanda depolanmasına yönelik politikadır.

Sabit Fiyat: Üzerinde hiçbir şekilde değişiklik yapılamayan fiyattır.

Serbest Bölge: Bulunduğu ülkenin siyasi sınırları içerisinde yer almasına rağmen o ülkenin yürürlükte olan ticari ve iktisadi hukuki kurallarının, mevzuatının tamamının ya da bir kısmının dışında kalan ve aynı zamanda gümrük hattına dahil olmayan; uluslararası liman veya havaalanı yakınında kurulan bölgelere verilen addır.

Sınır Kapısı: İhracat ve/veya ithalat araçlarının transit güzergahları üzerindeki ülkelere giriş yaptıkları ya da ülkelerden çıkış yaptıkları ülke sınırlarını belirtir.
Sigorta: Bir malın öngörülebilir ya da öngörülemeyen riskler neticesinde zarar görmesi ihtimaline karşı, oluşabilecek maddi hasarın tazmin edilebilmesi için belirli bir prim karşılığında sigorta acentesi ile karşılıklı sağlanan anlaşmadır.

Sovtaj: Sigorta eksperinin zarar gören ürüne biçtiği maddi değerdir.

Stok: İleri bir tarihte oluşabilecek taleplere karşı depoda bulundurulan ürün / malzeme.

Stok Kontrol: Ürün stoklarının düzenli periyodlarla denetlenerek stok fazlalığına ya da eksikliğine sebep olmayacak şekilde planlamanın yapılması, belirlenmiş kurallara uygun olarak siparişlerin ve gereksinimlerin belirlenmesi durumudur.

Supalan: Ürün gümrüklemesinin taşımayı yapan araç üzerinde gerçekleştiği, ağırlıklı olarak kara ve deniz yolu lojistiğinde kullanılan bir yöntemdir.

T

Tedarik Zinciri: Bir ürünün tedarikçisinden son tüketicisine kadar olan hareketi içerisinde yer alan tüm birimlerin, kişilerin, teknolojik altyapının bütününü oluşturan ve pek çok kişiyi ve şirketi birbirine bağlayan bir zincirdir.

Tedarikçi: Mal ve hizmet sağlayıcısı firmaya verilen isimdir.

Tehlikeli Madde: Literatüre göre insan sağlığına, canlılara, çevreye veya bulunduğu ortamdaki diğer malzemelere zarar verebilme riski olması sebebiyle taşıma ve depolama süreçlerinde özel önem verilmesi gereken ve sıkı kurallara tabi tutulan özel malzemelerdir.

Tesellüm: Bir malın firma yetkilisi tarafından, malzemeyi teslim eden yetkili kişiden alınması işlemidir.

U – Ü

Uluslararası Taşıma: Uluslararası ticarette bir malın ya da ürünün bir ülkeden bir başka ülkeye doğrudan ya da transit şekilde; hava, kara, deniz, demir yollarından herhangi birini ya da birkaçını kullanarak taşındığı her çeşit lojistik harekettir.

Ürün Stoğu: Bir ürünün depoda bulunan miktarına denilmektedir.

V

Vinç: Ağır yükleri kaldırmaya veya bir yerden başka bir yere taşımaya yarayan araçlardır.

Y

Yük: Taşınan mal, ürün veya eşyadır.

Yükleme: Bir ürün ya da malzemenin sevk edilmek üzere tren, uçak, tır, gemi vb. lojistik araçlara güvenli bir şekilde yüklenmesi işlemidir.

Yükleme Alanı: Yüklerin konulduğu palet, platform vb. alandır.

Z

Zararlı Madde: Depolama ve taşıma sırasında sağlık, güvenlik ve hasar açısından risk doğurabilecek maddelere verilen genel isimdir.

Zeyilname: Sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu dönem içerisinde meydana gelen değişikliklerin belirtmek için düzenlenen belgedir.


container-terminal-g49042d9dc_1920-1200x798.jpg

Serbest Ticari Bölgeler Ve Kuruluş Amaçları

Bulunduğu ülkenin siyasi sınırları içerisinde yer almasına rağmen o ülkenin yürürlükte olan ticari ve iktisadi hukuki kurallarının, mevzuatının tamamının ya da bir kısmının dışında kalan ve aynı zamanda gümrük hattına dahil olmayan; uluslararası liman veya havaalanı yakınında kurulan bölgeler; literatürde “serbest bölge” olarak tanımlanmaktadır.

Serbest bölgeler, ithal ticari ürünlerin gümrüksüz şekilde getirilebildiği, depolanabildiği, üretim amacıyla ya da farklı sebeplerle bir takım işlemden geçirilebildiği, ticari ve hukuki sınırlayıcı faktörlerin en aza indirgendiği özel alanlardır.

Serbest bölgelerde, sınai ve ticari faaliyetler konusunda farklı teşvikler uygulanmakta, bu sayede dış ticaretin, ihracata yönelik faaliyetlerin, döviz girdisinin ve yabancı sermaye yatırımlarının da artırılması amaçlanmaktadır. Serbest ticari bölgeler ayrıca yerli üreticilere dünya piyasalarında rekabet avantajı sağlarken, diğer yandan farklı iş kolları yaratılmasını ve bu sayede istihdamın artırılmasını da hedeflemektedir.

İstihdamın ve döviz gelirinin artırılması, ithalatın ve ihracatın geliştirilmesini amaçlayan serbest bölgeler, bulundukları bölgenin kültürel açıdan zenginleştirilmesi ve ülkelerin ekonomik gelişimleri için de oldukça büyük önem teşkil etmektedirler.

Serbest bölge kavramı özellikle Türkiye gibi istihdam sorunu ve ekonomik dalgalanmalar yaşayan ülkeler için büyük avantajlar sunmaktadır. Bugün Türkiye’de serbest bölgelerde istihdam edilen kişi sayısının 46 binin üzerinde olduğu bilinmektedir. Uluslararası ticarette Asya ile Avrupa arasında köprü vazifesi gören Türkiye, bugün sayıları 21’e ulaşan serbest bölgesiyle, coğrafi konumunun getirdiği avantajı da kullanarak ciddi ekonomik faydalar sağlamaktadır. Gelecek yıllarda serbest bölge sayısını artırmaktansa, mevcut serbest bölgelerin daha etkin kullanılması, kapasitesinin ve verimliliğinin artırılması hedeflenmektedir.

Türkiye’deki Serbest Bölgeler

Bugün Türkiye’de faaliyet göstermekte olan 21 serbest bölge şu şekilde sıralanmaktadır: Adana-Yumurtalık, Ege, Antalya, Avrupa, Bursa, Denizli, Doğu Anadolu, Gaziantep, İstanbul İhtisas, İstanbul Deri ve Endüstri, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, İstanbul Trakya, İzmir Menemen Deri, Kayseri, Kocaeli, Mardin, Mersin, Rize, Samsun, Trabzon, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Teknoloji Serbest Bölgesi. İstanbul Atatürk Havalimanı’nın adı 2020 yılında İstanbul İhtisas olarak değiştirilmiştir.

Serbest Ticari Bölgelerin Sağladığı Avantajlar

  • Serbest ticari bölgeler, işgücü ve arazi maliyeti açısından avantajlar sunar
  • Uluslararası ticaretten elde edilen gelire ücretsiz-masrafsız transfer imkanı tanır.
  • Gümrük vergisi, gelir vergisi, kurumlar vergisi ve banka işlem vergilerinden muafiyet sağlar.
  • Çevrilmesi mümkün herhangi bir döviz cinsi için serbest kullanım imkanı sunar
  • Dış ticaret serbestliği sağlar, yasal kısıtlamaların önüne geçer
  • Herhangi bir ürünün serbest bölge içerisinde kalma süresinde bir süre kısıtı bulunmaz
  • Serbest bölgelerde grev ve lokavt yasağı yoktur
  • Serbest bölgelerde yabancı sermaye iştirakinde herhangi bir sınırlandırma bulunmaz
  • Serbest bölgeler, çalışma koşulları, altyapı açısından cazip ve modern mekanlardır
  • Serbest bölgelerde tüm firmalar, tüm haklardan herhangi bir ön koşul olmaksızın eşit şekilde faydalanırlar.

kargo-2.jpg

CPT (Carriage Paid To) TESLİM ŞEKLİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME

Bir önceki makalemizde, uluslararası ticarete konu olan teslim türleri içerisinden seçtiğimiz FCA teslim şekline değinmiştik. Bu ayki makalemizde ise yine INCOTERMS’te tanımlanan taşıma türleri arasında yer alan CPT “Carriage Paid To” yani Türkçe tanımı ile “Taşıma Ödenmiş Şekilde” teslim şeklinden bahsedeceğiz.

Genel anlamıyla yükle birlikte tüm taşıma maliyetinin ödendiği ve aynı zamanda sigorta ve diğer masrafların ithalatçı tarafından karşılandığı CPT tipi teslim şekli, özellikle karma taşımacılıkta kullanılmaktadır. CPT tipi taşımada ihracatı yapan taraf, yükü hazırlar, gümrük işlemlerini çözer, yükün ana taşıma aracı ne ise ona yüklenmesini sağlar ve bu ana taşıma aracının taşıma bedelini öder. Böylelikle, yükün ana taşıma aracına yüklenmesi ile birlikte ihracatçının sorumluluğu biter.

CPT tipi taşımada malları taşıma aracından teslim alması ile birlikte alıcı tarafın sorumluluğu başlar. Dolayısı ile CPT tipi teslimde, taşıma, gümrük ve diğer masrafların sorumluluğu satıcı tarafa ait olmakla birlikte teslimden sonraki tüm riskler ve maliyetler alıcıya aittir.

CPT tipi taşımayı bir önceki makalemizden hareketle formülize ettiğimizde CPT = FCA + Ana Taşıma Maliyeti olarak tanımlamamız mümkündür.

Lojistik süreçlerde CPT teslim şeklinin kullanımı özellikle çok araçlı taşımacılık türlerinde tercih edilmektedir. Yükün ilk taşıyıcıya teslim edilmesi ile birlikte satıcı tüm sorumluluğunu tamamlamış olur, hem riski hem de teslimden sonra yükle ilgili doğabilecek tüm maliyetleri bu noktadan sonra alıcı taraf üstlenir.

CPT tipi taşımada tarafların sorumluluklarını daha detaylı şekilde tanımlamamız gerekirse;

Satıcı Tarafın Yükümlülükleri

Satıcı yani ihracatı yapan taraf yapılan sözleşme çerçevesinde yükü hazırlar. Alıcı tarafın ülkesinin talep edeceği tüm belgeleri hazırlar. Aynı zamanda gümrük masraflarını ve navlun ücretini karşılar. Bütün bu koşulları sağladıktan sonra yükü ilk taşıyıcıya teslim ettiği andan itibaren doğabilecek diğer tüm masraflardan ya da oluşabilecek risklerden muaf hale gelir. İthalatçı taraf yani satıcı yükü hangi tarihte taşıyıcıya verdiğini ve tahmini hangi tarihte teslim edilebileceğini alıcı tarafa bildirir. Burada önemli olan ve detaylandırılması gereken husus, satıcının malların ulaşacağı ülkede gerçekleştirilecek tüm kontrol işlemlerinden doğabilecek masrafları (sayma, ölçme, kalite kontrolünün yapılması…vb.) ve aynı zamanda ihracatın yapılacağı ülkedeki ilgili kurumların talep edecekleri yükleme öncesi muayene masraflarını da karşılama zorunluluğudur.

Alıcının Tarafın Yükümlülükleri

Alıcı yani ithalatı yapan taraf, satıcı ile aralarında imzalanan sözleşme çerçevesinde yüke karşılık belirlenen bedeli öder. İthalatın gerçekleşebilmesi için gerekli olan gümrük belgelerini düzenler ve gümrük vergilerini öder. Alıcının yükle ilgili sorumluluğu, yükün satıcı tarafından ilk taşıyıcıya teslim edilmesinden itibaren başlar. Bu andan itibaren yükle ilgili tüm sorumluluk, risk ve doğabilecek masraflar alıcı tarafa devrolur. Eğer yapılan sözleşmede boşaltma masrafları navlun bedeline dahil edilmemişse, yükün boşaltma bedelini karşılar ve sonrasında acenteden cirolu konşimentoyu teslim alır. Alıcı, ihracatı gerçekleştirdiği ülkenin kuralları gereği ortaya çıkabilecek masrafları (sayma, ölçme, kalite kontrolünün yapılması…vb.) ve aynı zamanda ihracatın yapılacağı ülkedeki ilgili kurumların talep edecekleri yükleme öncesi muayene masrafları haricindeki diğer yükleme öncesi muayene masraflarını karşılamakla yükümlüdür.


Esalco Lojistik olarak kurulduğumuz 2011 yılından beri en sade anlatımıyla, bir ürünü ya da hammaddeyi, bir noktadan diğer bir noktaya taşıyoruz. Kulağa çok basit gelebilir ancak biz lojistiğin basit görünümünün ardındaki derinliği çok seviyoruz. Çünkü taşıdığımız her bir ürünle ya da hammaddeyle insanlara aslında özgürlüğü, mutluluğu, teknolojiyi, ağız tadını, ilhamı, hayata dair küçük zevkleri, renkli keşifleri, zamanı taşıyoruz.

İLETİŞİM

Merkez/HQ: Acıbadem, Akasya 25/A Kent Etabı Kat:6 34660 Üsküdar / İstanbul.
Şube/BR: Çınarlı Mahallesi,Şehit Fethi Sekin Cad No.3 Sunucu Plaza B Blok K.9/901 35170 Bayraklı / İzmir.
Şube/BR: Camii Şerif Mah 5204 Sok Arslanlar Apt No:15/7 33060 Akdeniz / Mersin.
Şube/BR: Hoşnudiye Mahallesi 746 Sok No13 D.65 Soho Business Center Tepebaşı / Eskişehir.
Sube/BR: Istanbul Havalimani Kargo Terminali Tayakadin Mah. Nuri Demirag Cad. Bina No:33 İc Kapi No:170 Arnavutkoy / Istanbul
Sube/BR: 1 rue de la Haye, 93290 Tremblay En France Paris/France
Sube/Wien: Twin Towers Wienerbergstr.11 A-1120 Wien / Austria