Bilgiler | Esalco Lojistik - Sayfa 6

Tehlikeli-Madde-Tasimaciligi--1200x483.jpg

Lojistik sektöründe risk yönetimi ve güvenlik, her zaman öncelikli olmuştur. Ancak bazı taşımacılık türleri, diğerlerinden çok daha yüksek sorumluluk ve dikkat gerektirir. Tehlikeli madde taşımacılığı, sadece yük sahibinin hak ve güvenliğini değil, çevrenin, hayvanların ve insanların güvenliğini de garanti altına almayı zorunlu kılar. Türkiye, coğrafi konumu ve ticari çeşitliliği ile karayolu taşımacılığında yoğun bir rol üstlenirken, tehlikeli maddelerin uluslararası taşımacılığında da önemli bir aktör konumundadır. Bu yazıda, tehlikeli madde taşımacılığının kapsamını, kullanılan taşımacılık modlarını ve uyulması gereken yasal standartları detaylı bir şekilde ele alacağız.

Tehlikeli Madde Taşımacılığı Nedir?

Türkiye, coğrafi konumu, altyapı yatırımları, üretim ve ticari çeşitliliği ile karayolu taşımacılığında aktif bir role sahiptir. Ülkemizde yanıcı, patlayıcı, zehirli, bulaşıcı, aşındırıcı ve radyoaktif maddelerin taşınması, 2015 yılı itibarıyla Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı sorumluluğunda ve uluslararası ADR (European Agreement on the International Transport of Dangerous Goods by Road) hükümleri kapsamında yürütülmektedir. ADR, tehlikeli malların uluslararası karayolu taşımacılığı standartlarını belirler ve günümüzde 50 ülkede geçerlidir.

Tehlikeli madde taşımacılığı yalnızca karayolu ile sınırlı değildir. Demiryolu, denizyolu, havayolu ve iç su yolları gibi farklı taşımacılık modları da kullanılmakta ve her mod, farklı uluslararası anlaşmalarla güvence altına alınmaktadır:

  • Demiryolu: RID (Tehlikeli Maddelerin Demiryolları ile Taşınmasına Dair Avrupa Anlaşması)
  • Denizyolu: IMDG-CODE (Tehlikeli Maddelerin Denizyolu ile Taşınmasına Dair Avrupa Anlaşması)
  • Havayolu: IATA-DGR (Tehlikeli Maddelerin Havayolu ile Taşınması için Direktif)
  • İç su yolları: IATA-DGR uygulanmaktadır

Buna ek olarak, karayolu tehlikeli madde taşımacılığına yönelik ulusal bir yönetmelik de bulunmaktadır. 2011 yılında yürürlüğe giren ve 2013’te revize edilen bu yönetmeliğin amacı, taşımacılık sürecinde rol alan tüm paydaşların sorumluluklarını ve çalışma şartlarını belirlemektir. Bu kapsamda; tehlikeli madde gönderenler, alıcılar, yükleyen, dolduran ve boşaltan personel, ambalajlayan firmalar, taşıma araçları, yüklenici firmalar ve operatörler belirlenen kurallara uymak zorundadır.

Tehlikeli Madde Taşımacılığının Aşamaları

Tehlikeli madde taşımacılığını 6 aşamada değerlendirmek mümkündür:

  1. Paketleme: Maddenin güvenli şekilde taşınmasını sağlayacak uygun ambalajın seçilmesi.
  2. Yükleme: Araçlara veya tanklara güvenli şekilde yükleme yapılması.
  3. Gönderme: Taşımanın planlandığı güzergah ve modla yola çıkılması.
  4. Taşıma: Araç ve ekipmanların taşımaya uygunluğu ve güvenliği kontrol edilerek taşıma gerçekleştirilir.
  5. Alma: Varış noktasında yükün güvenli şekilde teslim alınması.
  6. Boşaltma: Taşımanın tamamlanmasının ardından güvenli boşaltma işlemlerinin yapılması.

Karayolunda tehlikeli madde taşımacılığının, yine karayolunda yapılan atık, canlı hayvan, taze gıda ve diğer tüm taşıma türleri içindeki toplam oranı %11,7’dir.

Tehlikeli Maddelerin Sınıflandırılması

Tehlikeli maddeler, içerdiği risk ve fiziksel/kimyasal özelliklerine göre 13 farklı gruba ayrılır. Her grup, taşımacılık sırasında alınması gereken önlemler ve uygun ambalajlama yöntemleri açısından farklılık gösterir:

  1. Patlayıcı maddeler ve nesneler: Ani reaksiyonlarla patlama riski taşıyan maddeler ve patlayıcı cihazlar.
  2. Gazlar: Sıkıştırılmış, sıvılaştırılmış veya çözünmüş gazlar; yanıcı, toksik veya basınçlı olabilir.
  3. Yanıcı katı maddeler: Kendi kendine tutuşabilen veya sürtünme ile alev alabilen katı maddeler.
  4. Yanıcı sıvı maddeler: Kolay alevlenebilen, uçucu sıvılar.
  5. Kendiliğinden yanmaya yatkın maddeler: Havadaki oksijenle temas ettiğinde kendiliğinden yanabilen maddeler.
  6. Su ile temas halinde yanıcı gazlar açığa çıkaran maddeler: Su ile reaksiyona girerek yanıcı veya patlayıcı gaz üreten maddeler.
  7. Oksitleyici maddeler: Diğer maddelerin yanmasını hızlandıran ve yangın riskini artıran kimyasallar.
  8. Organik peroksitler: Isı, sürtünme veya şok ile kolayca patlayabilen, kimyasal olarak aktif maddeler.
  9. Zehirli maddeler: İnsan, hayvan veya çevre için toksik etkisi olan kimyasallar.
  10. Bulaşıcı maddeler: Mikroorganizmalar veya toksinler içeren, enfeksiyon riski taşıyan maddeler.
  11. Radyoaktif maddeler: Ionizan radyasyon yayabilen ve özel koruma gerektiren maddeler.
  12. Aşındırıcı maddeler: Metal veya canlı dokuyu tahrip edebilen güçlü kimyasal maddeler.
  13. Farklı tehlikeleri olan maddeler ve nesneler: Yukarıdaki sınıflara girmeyen, ancak taşıma sırasında özel önlem gerektiren maddeler.

Bu sınıflandırmaya göre yaklaşık 3.500 farklı tehlikeli madde, her biri özel kodlarla tanımlanmıştır. Taşımacılık sırasında her maddenin sınıfına uygun ambalaj, işaretleme ve taşıma önlemleri uygulanması zorunludur. Bu sayede hem insan hem de çevre güvenliği sağlanır, uluslararası taşımacılık standartlarına uyum garanti altına alınır.

Adrli Tehlikeli Madde

ADR’li Tehlikeli Madde Nasıl Taşınır?

Karayolunda taşınacak tehlikeli maddeler, öncelikle taşınan maddenin özelliklerine uygun belge ve donanıma sahip araçlarla yola çıkarılmalıdır. Taşımacılık sürecinde kullanılan ana ve yardımcı tüm araçların (örneğin; tanklar, tüplü tankerler veya portatif tanklar) plakaları kontrol edilmeli ve gerekli rutin muayenelerin yapılmış olduğundan emin olunmalıdır. Ayrıca, karayolunda tehlikeli madde taşıyan tüm taşıt ve tankların üzerinde uyarıcı levha ve turuncu plakaların bulunması zorunludur. Bu önlemler, hem güvenli taşıma hem de yasal uyumluluk açısından kritik öneme sahiptir.

Tehlikeli Maddelerde Güvenlik Önlemleri

Tehlikeli maddelerin güvenli taşınabilmesi için bir dizi önlem alınması gerekmektedir. Öncelikle taşımacılıkta kullanılan araç ve ekipmanların, örneğin tanklar, tüplü tankerler veya portatif tankların, rutin muayenelerinin yapılmış olması zorunludur. Bunun yanı sıra, taşıt ve konteynerlerin üzerinde mutlaka standart uyarıcı levha ve işaretlerin bulunması gerekir; bu, hem güvenli taşıma hem de yasal uyumluluk açısından kritik öneme sahiptir. Taşımacılık sürecinde görev alan tüm personelin ADR ve ilgili mod standartları konusunda eğitilmiş olması, olası kazaların önlenmesi ve hızlı müdahale sağlanması açısından büyük önem taşır. Ayrıca, kaza, sızıntı veya yangın gibi durumlar için önceden hazırlanmış acil durum planlarının uygulanması, taşımacılığın güvenliğini ve çevresel risklerin minimize edilmesini garanti eder. Bu önlemler bütüncül bir şekilde uygulandığında, hem yasal sorumluluklar yerine getirilmiş olur hem de insan ve çevre güvenliği en üst düzeyde sağlanır.

Esalco Lojistik olarak, tehlikeli madde taşımacılığı da dahil olmak üzere karayolu, havayolu, denizyolu ve entegre lojistik çözümlerimizle her zaman size destek vermeye hazırız. Lojistik ihtiyaçlarınızla ilgili çözümlerimizle tanışmak için bizi arayabilirsiniz.


gtip-nedir.jpeg

İhracat ve ithalat ile ilgili konularda adını sıklıkla duyduğumuz GTİP kodu, “Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu” (HS kodu) anlamına gelir ve uluslararası ticarette kullanılan bir kodlama sistemidir. Bu kodlama sistemi, ürünlerin belirli bir kategoriye dâhil edilmesine ve sınır ötesi ticaret sırasında gümrük vergilerinin belirlenmesine yardımcı olmak için geliştirilmiştir.

GTİP Kodu Nedir? ve Uluslararası Kullanımı

GTİP kodu (HS Kodu), dünya genelinde ülkeler arasında ticareti kolaylaştırmak amacıyla kullanılan standart bir kodlama sistemidir. Bu sistem sayesinde bir ülke, ithalat ve ihracat işlemlerinde ürünlerin türünü belirleyebilir ve gümrük vergilerini buna göre uygulayabilir.

Armonize Sistem Nomanklatürü (HS) temel alınarak oluşturulan bu kodlama sistemi, ticarete konu her ürüne 6 haneli bir kod atar ve bu kod ülkeler için sabittir. 6 haneden sonra gelen ek rakamlar ise her ülkenin kendi istatistik ve mevzuat ihtiyaçlarına göre belirlenir. Bu sayede GTİP kodu, hem uluslararası ticarette standart bir sınıflandırma sağlar hem de ülkelerin veri toplama ve vergi uygulamalarına uygun şekilde kullanılabilir.

GTİP Kodlarının Kullanım Alanları

GTİP kodları (HS Kodları), uluslararası ticarette fatura, beyanname, navlun faturası ve sigorta belgeleri gibi çeşitli evraklarda kullanılır. Bu kodlama sistemi, sadece ticaret işlemlerini kolaylaştırmakla kalmaz; aynı zamanda ülkelerin üretim ve tüketim verilerini toplamasına, endüstriyel ürünleri sınıflandırmasına, çevre ve sağlık düzenlemeleri hazırlamasına ve ticari politikaların oluşturulmasına da katkı sağlar.

Her GTİP kodu, ürünün hangi kategoriye dâhil olduğunu gösteren bir dizi numaradan oluşur. Bu sayede ürünler, hem ulusal hem de uluslararası standartlara uygun olarak sınıflandırılır ve gümrük işlemleri daha hızlı ve düzenli bir şekilde gerçekleştirilir.

GTİP kodları, uluslararası ticaretin yanı sıra, üretim ve tüketim istatistikleri, çevresel ve sağlık düzenlemeleri ile ticaret anlaşmalarının müzakereleri gibi birçok alanda da kritik bir rol oynar. HS kodları, sınır ötesi ticaretin verimli, güvenli ve standartlara uygun yürütülmesini sağlayarak, ürün güvenliği ve kalite kontrolü açısından da büyük önem taşır.

Türkiye’de GTİP Kod Sistemi ve Yetkili Kurumlar

Uluslararası ticarette kullanılan Armonize Sistem (AS) ile ilgili tüm düzenlemeler, Dünya Gümrük Örgütü tarafından yürütülmektedir. Türkiye’de ise bu alanda yetkili kurum, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’dır. Ülkemizde her ürünün gümrük işlemleri, GTİP kodu (HS Kodu) üzerinden gerçekleştirilir ve her ürün veya eşya grubu, ayrı bir GTİP koduyla işlem görür.

GTİP kodlarının uluslararası düzeyde belirlenen ilk 6 hanesi sabittir; bu haneler tüm üye ülkelerde aynıdır. 6 haneden sonraki rakamlar ise ülkelerin kendi ihtiyaçlarına göre şekillenir. Ülkeler, ürün gruplarına göre vergilendirme yapabilmek ve detaylı istatistiki verilere erişebilmek amacıyla bu ek rakamları kullanır. Türkiye’deki sistem, toplam 12 hane üzerinden düzenlenmiştir. Ülkemiz, Avrupa Birliği ile ortak Gümrük Birliği’ne sahip olduğu için GTİP kodunun ilk 8 hanesi ve ürün grupları, AB ülkeleriyle uyumlu olacak şekilde belirlenmiştir.

GTİP kodu nedir ve GTİP Kodunun Açılımı

GTİP Kodunun Açılımı (HS Code, Customs Tariff, Harmonized Code)

GTİP kodu, ürünlerin uluslararası ticarette doğru şekilde sınıflandırılmasını sağlayan bir yapı ile düzenlenmiştir. Kodun haneleri aşağıdaki şekilde anlamlandırılır:

  • İlk 4 Rakamı: Eşyanın Pozisyon Numarası
  • İlk 6 Rakamı: Dünya Gümrük Örgütü’ne üye olan ülkelerin tamamında kullanılan Armonize Sistem Nomanklatür kodu
  • 7 ve 8. Rakamı: Avrupa Birliği ülkeleri tarafından kullanılan Kombine Nomanklatür kodu
  • 9 ve 10. Rakamı: Farklı vergi uygulamalarından doğan ürün pozisyon kodu
  • 11 ve 12. Rakamı: Gümrük Tarife İstatistik kodu olarak tanımlanabilir.

Bu yapı sayesinde GTİP kodları, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde ürünlerin doğru şekilde sınıflandırılmasını, vergilendirilmesini ve istatistiksel takibini sağlar.

Lojistikte GTİP Kodunun Önemi

İthalat ve ihracat süreçlerinin sorunsuz ve aksamasız yürütülebilmesi için, ürününüzün GTİP kodunun doğru şekilde kullanılması büyük önem taşır. Bu nedenle, ürününüzü ve ilgili mevzuatı iyi bilen, HS kodu konusunda deneyimli lojistik firmalarıyla çalışmak; gümrük işlemlerinin doğru ve hızlı şekilde yönetilmesi açısından kritik bir rol oynar.

GTİP numarası, Avrupa Toplulukları da dâhil olmak üzere toplam 41 ülke tarafından kabul edilerek, 1 Ocak 1988 tarihinde uluslararası ticarette kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde global ticaretin geldiği nokta ve dünya genelinde gerçekleştirilen ithalat-ihracat hacmi göz önüne alındığında, GTİP numarası olmadan uluslararası ticaretin yürütülmesi neredeyse imkânsız hâle gelmiştir.

İthalatını veya ihracatını yaptığınız ürünün HS Code (GTİP) ile bilinmesi, süreçlerin aksamasını önlemek açısından büyük önem taşır. Aynı zamanda, söz konusu ürünün Türkiye’de veya dünya genelindeki diğer ülkelerde tabii olduğu gümrük vergileri, kotalar, kısıtlamalar ve yaptırımlar hakkında da en başından bilgi sahibi olmanızı sağlar.

Son olarak, GTİP kodunun uluslararası alanda Customs Tariff veya Harmonized Code (HS Code) olarak tanımlandığını hatırlatmak isteriz. Kod sorgulama işlemleri için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın resmi web sitesi veya ücretsiz erişilebilen diğer online platformlardan yararlanabilirsiniz.


afet-lojistigi-1200x799.jpg

Doğal afetler, yaşamı beklenmedik şekilde etkileyen ve ciddi kayıplara yol açabilen olaylardır. Depremler, sel, yangın ve diğer felaketler, insanların güvenliğini, temel ihtiyaçlarını ve yaşam alanlarını tehdit eder. Böyle durumlarda, lojistik operasyonların hızlı, etkin ve doğru şekilde yönetilmesi hayati önem taşır.

Afet lojistiği, kriz anlarında ihtiyaç malzemelerinin, sağlık ve gıda desteğinin, yardım ekiplerinin ve bilgi akışının planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesini kapsar. Bu süreç, sadece kaynakların doğru yerde ve doğru zamanda kullanılmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda insan hayatını korumaya ve afetin etkilerini minimize etmeye de yardımcı olur.

Bu yazıda, afet lojistiğinin temel kavramlarını, üç ana aşamasını ve karşılaşılan zorlukları detaylı olarak ele alacağız. Afet öncesi hazırlıktan müdahale süreçlerine ve afet sonrası faaliyetlere kadar, lojistik operasyonların etkin yönetimi için bilinmesi gereken kritik noktaları öğrenebilirsiniz.

Afet Lojistiği Nedir?

Doğal afetler, insan hayatını beklenmedik biçimde etkileyen, acı, korku ve kayıplara neden olabilen zor deneyimlerdir. Ülkemiz jeolojik yapısı nedeniyle maalesef bu tür felaketlerin sıklıkla ortaya çıkabileceği bir konumda bulunmaktadır. Bu nedenle afet lojistiği konusunda bilgi ve deneyim sahibi olmak, bu gibi olağanüstü durumlarda zararın olduğu bölgelerde bulunan insanların ihtiyaçlarının giderilmesi, gerekli yardımların yapılması ve oluşan kriz durumunun en az ek hasara neden olacak şekilde yönetilebilmesi büyük önem taşır.

Afet lojistiğini; doğal afetlerin gerçekleştiği bölgelerde ihtiyaç duyulan eşyaların, sağlık-gıda ve sarf malzemelerin, destek ekiplerinin, bilgi ve sermayenin akışı ile ilgili tüm faaliyetlerin kaynaktan (tedarikçi veya bağışçılar) son kullanıcıya (yararlanıcılar) kadar planlanması, uygulanması ve kontrolü olarak tanımlayabiliriz.

Afet Lojistiğinin Üç Ana Aşaması

Afet lojistiği her zaman belirsizlik, geçicilik ve değişkenliklerle dolu bir ortamda gerçekleşir, bu nedenle hazırlıklı olmak kadar esnek olmak da önem teşkil eder. Bu görevdeki nihai amaç, etkilenen bölgelerdeki zayıf ve savunmasız kalmış kişilerin acılarını en kısa sürede hafifletmek ve bunu mümkün olduğunca etkin, hızlı, verimli ve uygun maliyetli biçimde gerçekleştirmektir. Afet lojistiğini üç ana aşamada inceleyebiliriz:

Afet Öncesi Hazırlık

Hazırlık aşaması, afet gerçekleşmeden önce planlamanın yapıldığı süreçtir. Bu dönemde satın alma ve depolama işlemleri gerçekleştirilir, stratejik noktalarda erişilebilir depolama alanları belirlenir. Amaç, belirsizlikler ve kaos ortamında malzemelerin doğru zamanda ve doğru kişilere ulaşmasını sağlamaktır.

Afet Süresince Müdahale

Müdahale aşamasında ilk olarak durum değerlendirmesi yapılır ve ihtiyaçlar saptanır. Ulaşım yollarının durumu, liman, havaalanı, karayolu ve demiryolu altyapılarının işlevselliği kontrol edilir. Yardım ekiplerine malzeme temini sağlanır ve afet alanında iletişim, ön hazırlık ve dinamik planlama öncelikli hâle gelir.

Afet Sonrası Faaliyetler

Bu aşama, toplama, bakım, raporlama ve değerlendirme işlemlerini kapsar. Müdahale ekipleri yerini bakım ve onarım ekiplerine bırakır, durumun raporlanması gelecekteki afetlere hazırlık açısından kritik öneme sahiptir.

Hazırlık aşaması, henüz olağanüstü durum içerisinde yaşanan ek zorluklar ve stres ortaya çıkmamış olduğu için en büyük farkı yaratmaya yönelik hazırlığın yapılabileceği aşama olarak düşünülebilir. Bu süreçte gerekli planlamalar büyük bir titizlikle yapılır ve bu planlama doğrultusunda satın alma ve depolama işlemleri gerçekleşir. Olası bir afet durumunda temel ihtiyaç malzemelerinin kolayca ulaşılabilir olması için stratejik noktalarda ve erişime açık depolama alanları seçilerek gerçekleştirilmesi önemlidir. Bu süreçte amaç, belirsizliklerin ortaya çıkacağı kaos ortamında, doğru miktar ve nitelikteki malzemenin, doğru zamanda, doğru yerde ve doğru kişilere ulaşmasını sağlamaktır. Bunun için reel ölçümlerin yapılması, etkin stratejik kararların verilmesi ve düzenli kontrollerin yapılması gerekir.

Yan Devrilmiş Konteyner

Afet süresince müdahale aşamasında, ilk olarak durum değerlendirmesi yapılır ve buna göre ihtiyaçlar saptanır. Afet alanında bulunan öncü ekiplerin bilgilerinin ışığında gerçekleşen bu ilk etapta, talep edilen malzemeler belirlendikten sonra bu malzemelerin temini için harekete geçilir. Sadece ihtiyaçlar değil, ulaşım için gerekli olan nakliye yollarının da durum değerlendirmesi bu aşamada gerçekleşir. Söz konusu bölgedeki liman, karayolu, havaalanı ve demir yollarının afet tarafından hasara uğrayıp uğramadığını takip etmeye devam etmenin büyük önem taşıdığı durumlar olabilir. Yardım kuruluşlarının depo alanları, depoların ulaşılabilirlik durumları, hatta afetin büyüklüğüne göre kimi zaman diğer ülkelerden gelecek olan yardım malzemelerinin olası gümrük işlemleri de bu aşamada yönetilmesi gereken unsurlar arasında bulunmaktadır.

Bu aşamadaki tüm işlemlerde yardım ekiplerine her türlü desteğin sağlanması lojistik planının birincil önceliğidir. Tespit edilen ihtiyaçlar doğrultusunda önceden belirlenmiş tedarikçi firmalarla temasa geçmek ve afet alanına söz konusu yardım malzemelerini teslim etmek gerekmektedir. Bu aşamada iletişim, ön hazırlık ve dinamik yaklaşım çok büyük önem taşımaktadır.

Afet Lojistiğinde Karşılaşılan Zorluklar

Afet sonrası faaliyetler büyük ölçüde toplama, bakım, raporlama ve değerlendirme işlemlerinden oluşur. Afet bölgesindeki müdahale ekipleri yerini bakım, onarım ve toplama ekiplerine bırakırken durumun doğru ve etkin şekilde raporlanması sonraki afetlerin ön hazırlık aşaması için büyük önem taşır.

Afet lojistiği standart lojistik uygulamalarına göre birçok ek zorluğun da yönetilmesi gerektiren bir operasyon türüdür. Yardım kuruluşlarının yapıları ve farklı paydaşların uymaları gereken kurallar kadar felaket anında sekteye uğrayan hem fiziki hem de teknolojik altyapılar bu süreçleri zorlaştıran unsunlar arasında bulunmaktadır. Tedarik zinciri lojistiğinde olağanüstü durumların yönetiminde uygulanan mantık, afet lojistiği için de kullanılabilir. Her afet bir diğerinden çok daha farklı çözümlere ihtiyaç duyduğu için bu konuda sürekli çalışmaya devam etmek, düzenli biçimde risk ölçümü yapmak, yenilikleri ve teknolojileri yakından takip etmek ve esneklikle planları adapte etmeye devam etmek çok büyük önem taşır.


ingiltere-lojistik-1200x825.jpg

Dünyanın birçok ülkesi ile yüksek volümlerde ithalat ve ihracat yapan İngiltere’nin içinde bulunduğu Brexit süreci vergi ve gümrük uygulamaları konusunda yeni uygulamaları gündeme getiriyor. Türkiye ile ticaret ilişkilerinde bu sürece bağlı olarak ek vergilendirmelerin uygulamaya girmesini engelleyen Serbest Ticaret Anlaşması, 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanmış, 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren de yürürlüğe girmiştir. İngiltere’nin ihraç ettiği ürünlerin başında otomobil, ham petrol, altın, gaz türbinleri ve paketlenmiş ilaçlar gelmektedir. İthal ettiği ürünlerin başında ise yine otomobil, altın, ham petrol, benzin, ve paketlenmiş ilaçlar yer almaktadır.

İngiltere’ye Özel Karayolu Lojistik Çözümleri

Esalco olarak, Avrupa’nın pek çok noktasında olduğu gibi İngiltere için de karayolu servislerimizle yanınızdayız. Uluslararası geniş acente ağımız sayesinde siz değerli müşterilerimizin tüm lojistik beklentilerine cevap vermekteyiz. İngiltere’den dünyadaki herhangi bir ülke ya da dünyadaki herhangi bir ülkeden İngiltere’ye veya İngiltere içerisinde bulunan iki nokta arasında yapılacak tüm taşımalarınızda, parsiyel veya komple yüklerinizin lojistik hizmetini uzman kadromuz ile kesintisiz şekilde desteklemeye devam ediyoruz. Türkiye için önemli bir ticari ortak olan İngiltere’de lojistik bağınız olmak, yükünüzün kesintisiz ve sorunsuz biçimde taşınmanızı sağlamak için deneyimimizi gururla hizmetinize sunuyoruz.

İngiltere Yolu

Brexit Sürecinde Belgeler ve Prosedür Yönetimi

Esalco olarak Brexit sürecine ait tüm gelişmeleri titizlikle takip ederek uygulamalardaki yenilikleri lojistik süreçlerimize en hızlı biçimde entegre ediyor, işlemlerinizde gerekli ve güncel belgelerin uygun biçimde hazırlanmış olmasına önem veriyoruz. Prosedür değişikliklerine istinaden gerçekleşecek işlem ve belge değişikliklerinin hatasız biçimde tamamlanması için uzman ekibimizle koordineli şekilde hareket ediyoruz. Bu süreçte de her zamanki gibi olası sorunları önceden saptayıp gerekli önemleri alarak takviminize sadık kalabilmeniz için özveriyle çalışmaya devam ediyoruz.

İngiltere’nin Karayolu Altyapısı ve Stratejik Önemi

2019 yılında 18.6 milyar pound değerinde ticaret yaptığımız İngiltere’nin karayolu ağları, toplam 398.350 km uzunluğundadır ve en sık kullanılan karayolu olma özelliğini taşımaktadır. Karayollarının yapımı 1950’li yıllardan günümüze kadar uzanmaktadır ve halen yapım ve bakım işlemleri devletin işlettiği kurumlar tarafından sağlanmaktadır. Diğer Avrupa ülkelerine göre nüfusa oranla kilometre (bir milyon kişi başına kilometre olarak hesaplanır) ölçüsündeki karayollarının Birleşik Krallık’ta yüksek olmadığı görülmektedir. Avusturya, İspanya, Lüxemburg gibi ülkelerde bu rakam 200’ün üstündeyken Birleşik Krallık sadece 60. Sırada yer almaktadır. Buna rağmen stratejik noktalar ve büyük şehirleri birbirine bağlayan yolları ile Birleşik Krallık karayolları ulaşımın en önemli yükünü taşımaktadır.

Denizyolu taşımacılığında öncü ülkelerden olan İngiltere, coğrafi konumu gereği deniz taşımacılığına da büyük önem vermeye devam etmektedir. İngiltere’yi kapsayan lojistik ihtiyaçlarınızda Esalco olarak farklı lojistik servislerin birleşimini gerektiren planlamaları size sunmaya devam edeceğiz. Gerek limandan limana karayolu taşımacılığında, gerek karayolu ve denizyolunu birleştiren planlarda partnerlerimizle yükünüzü taşımak için hesaplı, hızlı ve verimli modellerle ile daima yanınızdayız.


containers-2018438_1920-1-1200x800.jpg

Coğrafi konumu nedeniyle stratejik önemi özellikle Brexit kapsamında bir kez daha öne çıkan İrlanda Cumhuriyeti, İrlanda Adası’nın güneyinde bulunmakta ve Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği arasında bir köprü oluşturmaktadır. İrlanda Cumhuriyeti’nde karayollarının büyük çoğunluğu devlet tarafından inşa edilmiştir ve Ulaştırma Bakanlığı’nın ulaştırma departmanı tarafından işletilmektedir. Aynı zamanda ülkenin tüm demiryollarının, toplu taşımanın, hava alanlarının ve kara yollarının da hem sorumlusu hem de sahibi söz konusu bakanlık olup çok az sayıda paralı yol özel sektör tarafından inşa edilip işletilmektedir.

İrlanda Karayolu Altyapısı ve Ulaşım Programları

İrlanda hükümeti 2005 senesinde Transport 21 isimli bir ulaşım programı yürürlüğe koymuştur ve bu kapsamda diğer ulaşım şekillerine ayırdığı bütçenin yanı sıra 18 milyar Euro’luk bir bütçeyi de sadece karayollarının geliştirilmesi ve onarımına ayırmıştır.

Toplamda 117,318 km karayolu bulunan İrlanda da mevcut yollar, tüm büyük şehirleri (Belfast, Cork, Limerick, Derry, Galway ve Waterford) Dublin’e bağlamaktadır.

İrlanda Karayolu Nakliye Tırı

Esalco Lojistik’in İrlanda Hizmetleri

Esalco Lojistik olarak Avrupa’ya ve dünyanın pek çok noktasına sağladığımız karayolu servislerimizi, İrlanda’da da uluslararası acente ağımız sayesinde kesintisiz şekilde siz değerli müşterilerimizin hizmetine sunmaktayız. İrlanda içerisinde, İrlanda’dan başka bir ülkeye veya başka bir ülkeden İrlanda’ya yapılacak tüm taşımalarınızda, parsiyel veya komple yüklerinizin lojistik hizmetini uzman kadromuz ile kesintisiz şekilde desteklemeye devam ediyoruz. Uluslararası ticarette özellikle Britanya, İtalya, Belçika, İspanya, Avusturya, Macaristan, Hollanda, İsviçre, Slovakya ve Avusturya ile ithalat ve ihracat akışları önemli volümlerde gerçekleşen İrlanda ile lojistik bağınız olmak, yükünüzün kesintisiz ve sorunsuz biçimde taşınmanızı sağlamak için deneyimimizi gururla hizmetinize sunuyoruz.

Coğrafi konumunun getirdiği özel statüsü sebebiyle, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği arasındaki bağı sağlayan bir ülke olan İrlanda, Brexit kapsamında gerçekleşecek değişiklikler ve yenilikler sebebiyle, yakın gelecekte taşıma ve ticaret alanında yeni uygulamalar getirecek. Biz de Esalco Lojistik olarak; 31 Aralık 2020 tarihinden itibaren İrlanda’da yürürlüğe girecek değişiklikler kapsamında, yeni gümrük uygulamalarının yükünüzün taşınmasında zaman kaybı ve sorunlar yaşatma ihtimalini engellemek için en güvenilir çözüm ortağınız olarak yine yanınızda duracağız.

İrlanda’da Karayolu ve Komple Lojistik Hizmetleri

Pek çok ülkede olduğu gibi İrlanda’da da komple tır yüklemeleri (FTL), parsiyel tır yüklemeleri (LTL), ekspres tır yüklemeleri konusunda tüm karayolu ihtiyaçlarınızı karşılamaya devam edeceğiz. Depolama hizmetleri, gümrük işlemleri, dağıtım ve paketleme, danışmanlık, tedarik zinciri yönetimi, sözleşme ve sigorta hizmetleri konusunda da uzman ekibimizle yanınızda olarak, kapıdan kapıya taşımacılık ve intermodal taşımacılık alanlarında İrlanda’daki çözüm ortağınız olmaya devam edeceğiz.

Yeni uygulamalar çerçevesinde gerçekleşen tüm prosedür değişikliklerini titizlikle takip ederek gerekli işlem ve belgelerin eksiksiz ve hatasız biçimde edinilmesi, yeni uygulamalardaki adımların tedarik zincirini etkilemesinin önüne geçilmesi ve olası gecikmelerin ticari takvimlerinizi olumsuz yönde etkilememesi için uzman ekibimizle birlikte daima sizin adınıza detaylı planlamalar yapacağız. İrlanda’nın ithal ettiği ürünlerin başında gelen ve lojistiği büyük ustalık ve titizlik gerektiren biyolojik maddelerin, ilaçların, hammaddelerin ve tıbbi maddelerin taşımasında gerekli tüm prosedürlerin usulüne göre takip edilmesi konusunda da uzman ekibimizden destek alabilir, İrlanda ile uluslararası ticaretinizi aksamadan devam ettirebilirsiniz.


transit-rejimi-1-1200x800.jpg

Transit rejimi, Türkiye Gümrük Bölgesi içerisinde bir noktadan diğerine taşınacak eşyalara uygulanır. Söz konusu eşyalar ticaret politikası önlemlerine ve ithalat vergilerine tabi tutulmayan, serbest dolaşıma girmemiş ve ihracatla ilgili işlemleri tamamlanmış eşyalar için geçerlidir.

Bu rejim aşağıda yer alan sözleşmeler kapsamındaki transit işlemlerini kapsamaktadır:

  • 14.11.1975 tarihli Tır Karneleri Himayesinde Uluslararası Eşya Taşınmasına Dair Gümrük Sözleşmesi
  • 26.06.1990 tarihli Geçici İthalat Sözleşmesi
  • 20.05.1987 tarihli Ortak Transit Rejimine İlişkin Sözleşme
  • 19.06.1951 tarihli Kuvvetlerin Statüsü Hakkında Kuzey Atlantik Anlaşmasına Taraf Devletler Arasındaki Sözleşme

Gümrük idareleri, bu rejime tabi tutulan eşyaların aşağıdaki şekillerde taşınmasına izin vermektedir:

  • Yabancı bir ülkeden bir başka yabancı ülkeye
  • Yabancı bir ülkeden Türkiye’ye
  • Türkiye’den yabancı bir ülkeye
  • Türkiye içinde bir gümrük idaresinden diğerine

Transit eşyaları kara yoluyla yapıldığında eklenecek gümrük vergilerinin ödenmesi konusunda teminat verilmesi gerekmektedir fakat bu şart boru hattı, demiryolu, havayolu veya denizyolu ile gerçekleşen taşımalarda özel durumlar haricinde aranmamaktadır.

Transit Rejimi Konteyner

Ortak Transit Rejimi Ulusal Transit Rejimi ve Topluluk Transiti

Ortak Transit Rejimi; Avrupa Birliği bünyesinde bulunan 28 ülkenin yanı sıra Makedonya, Sırbistan, İsviçre, İzlanda, Norveç ve Türkiye arasında 01.12.2012 tarihinden itibaren uygulamaya girmiştir. Bu rejim, söz konusu ülkelerin bir tanesinin bir gümrük idaresinden en az bir sınır geçerek, aynı ülkenin bir başka gümrük idaresine veya bir başka taraf ülkenin idaresine taşınmasını kapsar.

Topluluk Transiti eşyaların bu sınırlar içerisinde iki nokta arasında vergiden muaf biçimde taşınmasını sağlamaktadır.

Bu rejimler hem finansal açıdan hem de zaman açısından kazanımlar sağlamaktadır. Gerek gümrükte bekleme sürelerini kısaltarak, gerek transit işlemlerindeki bürokratik adımları azaltarak teslimat sürelerinde kayda değer bir kısalma gerçekleşmesini sağlamaktadır. Diğer yandan taşımaların takibini elektronik olarak gerçekleşmeyi sağlayan teknolojilerin kullanımı da hem hız hem de kolaylık sağlayarak rekabet avantajı yaratmaktadır.

Ulusal Transit Rejimi Türkiye Gümrük Bölgesini konu alır. Taşınan eşyalar ulusal gümrük idarelerinin birinden başlayıp bir diğerinde sonlanacak bir transit yapmaktadır. Bu kapsamda bulunan taşımalarda eşyanın hangi statüde taşındığını ayırt edebilmek için çeşitli rejim kodları kullanılmaktadır. Bu kodlar aşağıdaki gibidir:

  • T1
  • T2
  • TR
  • IR

T1 rejimi topluluk dışı eşyaların ortak transit hükümlerine uygun biçimde taşınmasına uygulanır, T2 rejimi ise topluluk eşyalarını kapsar. Diğer yandan TR rejim kodu da bulunmaktadır. Bu Türkiye içerisinde başlayıp biten transitlerin kolay ayırt edilmesini sağlayan koddur. Son olarak IR rejim kodu gümrük işlemleri tamamlanmış yüklerin ulusak transit rejimi içerisinde taşınması sırasında kullanılan koddur.

Transit Rejimi uluslararası taşımacılıkta ve ticarette sınırların ortadan kaldırılarak daha büyük hız ve kolaylıkla işlemlerin tamamlanması için atılan adımlar kapsamında görülebilir. Farklı ülkelerin ortak bir sistemle hareket ederek bilgiyi paylaşmasını ve işlemlerin sadeleşmesini kapsar. Bu sayede kesintiye uğramadan taşınan mallar ticarette akışı hızlandırarak rekabet avantajı sağlamaktadır. Bilgisayar sistemleri kullanılarak her ülke için tekrar beyannamelerde bulunmaya gerek kalmadan aynı belgeler üzerinden ilerlemeyi sağlayan bu sisteme Türkiye’nin de dahil olması uluslararası ticaret platformunda bir partner olarak yerimizi almamızı sağlamaktadır.


italya-nakliyat.jpg

Avrupa’da karayolu taşımacılığına en büyük yatırımı yapan ve karayolunda en güçlü araç filosuna sahip ülke konumundaki Türkiye, bulunduğu coğrafi bölgede uluslararası ticaretin kesintisiz devam edebilmesi için oldukça önemli bir görev üstlenmektedir. Yüzyıllardır tarihi ticaret yollarının merkezinde olmanın getirdiği deneyim ile hareket eden bu toprakların insanları ve özellikle lojistik sektörü çalışanları uluslararası karayolu yük taşımacılığında, artan ihracat ve ithalat hacmine bağlı olarak ekonomiye önemli bir katkı sağlamaktadırlar.

İtalya’nın Lojistik Altyapısı ve Lojistik Köyler

Uluslararası karayolu lojistiğinde coğrafi öneme sahip diğer bir ülke olan İtalya da ulaşım ağı ve güçlü lojistik altyapısı ile hava, kara, deniz ve tren yolu dahil olmak üzere tüm lojistik servislerin işler durumda olduğu transit bir ülkedir. 1970’li yıllarda Avrupa’da yaygınlaşmaya başlayan “lojistik köy” kavramının da hayata geçirildiği ülkelerin başında yer almaktadır. Lojistikle ilgili tüm faaliyetlerin etkin, kesintisiz ve verimli şekilde yürütülmesini hedefleyen lojistik köy sistemi, özellikle karayolu ve demiryolu lojistik ağlarının limanlarla birleşmesini sağlayarak lojistiğin bütünleşik işleyişinin önünü açmaktadır. Lojistik köylerini genellikle Milano ili ve çevresine kuran İtalya’nın da en büyük lojistik köyü, 20 milyon metrekare alan üzerine kurulu, 100’ün üzerinde uluslararası lojistik firmasına hizmet veren ve aynı zamanda 10 binin üzerinde kişiye istihdam sağlayan Quandrante Europe Lojistik Köyü’dür. Sadece uluslararası karayolu lojistiği alanında 20 milyon tonun üzerinde ürünün transit geçişinin sağlandığı Quandrante Europe Lojistik Köyü, İtalya’ya karayolu ihracat hizmeti veren lojistik firmaların mutlaka yolunun geçtiği uluslararası bir lojistik üssü konumundadır. Quandrante Europe Lojistik Köyü’nü, yaklaşık 2,5 milyon metrekare üzerine kurulu, 80’in üzerinde lojistik firmasına hizmet veren Parma Lojistik Köyü izlemektedir.

İtalya Karayolu Taşımacılığı

Covid-19 ve İtalya ile Ticaretin Etkilenmesi

2020’nin ilk aylarında tüm dünyayı etkisi altına alan ve ülke sınırlarının kapanmasına sebep olan Covid-19 salgınının ağır kayıplar yaşattığı İtalya, pandemi kapsamında almış olduğu tedbirlerle uluslararası karayolu lojistiğinde yaşanan aksamaların kilit noktalarından biri oldu. Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 4. ülke konumundaki İtalya, ithalatta da 3. sırayı elinde bulunduruyor. İtalya ile gerçekleştirdiğimiz son 5 yılın toplam ihracat rakamı 41 milyar 802 milyon dolar iken, toplam ihracat rakamı ise 50 milyar 928 milyon dolar olarak kayıtlardaki yerini aldı. Global anlamda etkilerini fazlasıyla yaşadığımız pandemi süreci 2020 yılının ilk yarısında İtalya ile olan ihracat rakamlarımızın düşmesine sebep olsa da, haziran ayı itibariyle başlayan normalleşme süreci ile birlikte ihracat oranlarımızda %55,3 oranında bir artışı da beraberinde getirdi.

İtalya’nın İthalat ve İhracat Ürünleri

İtalya’nın ithal ettiği ürünlerin başında makine, makine parçaları, metal ve kimyasal malzemeler gelirken; tekstil, deri ve deri mamuller, ayakkabı, çanta, seramik ve gıda ürünleri ise ihracatının temelini oluşturmaktadır. Ayrıca, İtalya’yı transit ülke olarak kullanarak karayolu üzerinden global pazara her türlü ürün ticareti sağlanmaktadır.

Esalco Lojistik olarak, Avrupa’nın pek çok noktasına sağladığımız karayolu servisini, İtalya’ya da sunmaktayız. İtalya’ya yapılacak ya da İtalya üzerinden gerçekleştirilecek her tülü ithalat / ihracat taşımaları ve komple ya da parsiyel yüklerinizin lojistiğini karayolundaki uzmanlığımızla sağlıyor, uluslararası ticaretin kesintisiz ve güvenle devam etmesi için üzerimize düşen tüm sorumluluğu yerine getiriyoruz. Tekstil ve hazır giyim, makine ve makine parçası taşımacılığının yanı sıra; özel uzmanlık gerektiren, üretim bandına yönelik lojistikte de doğru süreç yönetimimiz ile yükünüzün tam zamanında istediğiniz noktaya ulaşımını hedefliyoruz.

İtalya’ya sağladığımız servislerimizin başında gelen komple tır yüklemeleri (FTL), parsiyel tır yüklemeleri (LTL) ve express tır yüklemeleri, depolama, gümrükleme, kapıdan kapıya teslimat, konsolidasyon, ayrıştırma gibi tüm lojistik hizmetleri; ihtiyacınızı en doğru koşullarda ve optimum maliyetlerde karşılayabilmeniz için uzman ekibimizle birlikte planlıyoruz.

İtalya Karayolu Lojistiğinde Sunulan Özel Hizmetler

İtalya-Türkiye ya da Türkiye-İtalya karayolu nakliye taşımacılığı hizmeti içerisinde ihtiyaç duyacağınız her türlü resmi prosedürü Esalco Lojistik danışmanlığında alabilir; yükünüzün ihtiyaç duyduğu sigorta-sözleşme ve evrak hazırlıklarını da yine ekibimizin desteği ile tamamlayabilirsiniz.

İtalya karayolu ihracat servisimiz kapsamında;

  • Kapıdan kapıya lojistik hizmeti (door to door)
  • Toplama-dağıtım-paketleme ve depolama hizmetleri
  • Danışmanlık hizmeti ve tedarik zinciri yönetimi
  • Evrak, sözleşme ve sigorta hizmetleri
  • Gümrük işlemlerinde çözüm ortaklığı
  • Intermodal taşımacılık hizmeti

intermodal-tasimacilik.jpg

Uluslararası lojistik, günümüz ticaretinin bel kemiğini oluşturuyor ve farklı ülkeler arasında mal hareketinin hızlı, güvenli ve maliyet etkin bir şekilde sağlanmasını hedefliyor. Bu bağlamda intermodal, multimodal ve kombine taşımacılık gibi farklı lojistik yöntemleri, taşıma süreçlerini optimize etmek ve tedarik zincirini güçlendirmek için kritik bir rol oynuyor.

Bu yazımızda, intermodal taşımacılığın ne olduğu, multimodal ve kombine taşımacılıkla arasındaki farklar ve intermodal taşımacılığın sunduğu avantajları ayrıntılı şekilde ele alacağız. Ayrıca, bu yöntemlerin lojistik süreçlerde nasıl verimlilik sağladığını ve uluslararası ticarette neden tercih edildiğini örneklerle açıklayacağız.

Lojistik literatürüne göre birden fazla taşıma türünün entegrasyonu ile yürütülen lojistik faaliyetler genel olarak 3 ana grupta değerlendirilmektedir.

  1. Multimodal Taşımacılık
  2. Intermodal Taşımacılık
  3. Kombine Taşımacılık

Multimodal ve Kombine Taşımacılık Nedir?

Multimodal taşımacılık, bir yükün bir ülkeden diğerine en az iki farklı lojistik taşıma türü kullanılarak, tek evrak, tek sözleşme ve tek sorumlu tarafından ulaştırılması olarak tanımlanır. Bu sistem, lojistik sürecin tüm aşamalarında koordinasyonu kolaylaştırır ve hukuki açıdan da basitlik sağlar.

Kombine taşımacılık ise, intermodal taşımacılığın bir alt türü olarak kabul edilir. Burada taşımanın büyük kısmı denizyolu, iç denizyolu veya demiryolu ile gerçekleştirilirken, karayolu taşımacılığı yalnızca başlangıç veya bitiş aşamasında sınırlı olarak kullanılır. Bu yöntem, özellikle uzun mesafeli taşımacılıklarda maliyet avantajı sağlarken, yükün güvenli bir şekilde taşınmasını destekler.

Intermodal Taşımacılık Nedir?

Intermodal taşımacılık, bir yükün iki veya daha fazla lojistik taşıma türü kullanılarak hedef noktaya ulaştırılması sürecidir. Bu sistemde, yük taşıma kabı veya aracı değiştirilmeden taşınır ve farklı lojistik servis türleri arasında geçiş yapıldığında yük yeniden elleçlenmez. Böylece, taşıma sırasında zaman kaybı, hasar riski ve ek maliyetler minimuma indirilir.

Bu yöntem, özellikle denizyolu, karayolu, demiryolu ve havayolu gibi farklı taşımacılık türlerini entegre ederek lojistik süreçlerin verimliliğini artırır. Intermodal taşımacılık, sadece yükün hızlı ve güvenli ulaşımını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda sürdürülebilir ve çevre dostu bir lojistik çözüm olarak da öne çıkar.

Intermodal Taşımacılığın Avantajları

Intermodal taşımacılıkta sözlük tanımının haricinde vurgulanabilecek en önemli nokta, sürdürülebilir lojistik süreçlerin en önemli parçalarından biri olduğudur. Multimodal taşımacılık ile arasındaki en belirgin fark ise, multimodal sistemde en az iki ülke arasında yapılan lojistik hizmetin tek bir sorumlu tarafından gerçekleştirilmesi ve bu durumun hukuki kolaylıklar sağlamasıyken; intermodal sistemde yükün tüm lojistik süreç içerisinde sadece bir kere elleçlenmesinin getirdiği avantajdır.

İntermodal Taşımacılığı

Intermodal Taşımacılıkta Kullanılan Servis Türleri

Intermodal taşımacılık; denizyolu, havayolu, karayolu ve demiryolu gibi tüm lojistik servisler içerisinde yapılabilecek en avantajlı kombinasyonu sunmayı hedefler. Bu sayede zaman, maliyet, hız, güvenlik optimizasyonu sağlar. Taşımacılık türleri içerisinde güvenlik ve maliyet seçenekleri açısından kıyaslandığında en çok tercih edilen denizyolu lojistiği intermodal taşımacılığın da merkezinde yer almaktadır. Özellikle, denizyolu servisinin Ro-Ro gemiler kullanılarak karayolu servisi ile birleştirilmesi hem ülkelerin uyguladığı prosedürlerde hem de servis maliyetlerinde avantajlar sağlamaktadır. Intermodal taşımacılığın bir diğer önemli bileşeni ise demiryolu lojistiğidir. Intermodal lojistik sistemi içerisinde özellikle desteklenen demiryolu servisi, karayolu ile birleştirildiğinde kısa mesafeli taşımalarda esneklik, uzun mesafeli taşımalarda ise maliyet avantajı sunmaktadır. Intermodal taşımacılık sistemi içerisine havayolunun dahil edilmesi ise ağırlıklı olarak değerli yüklerin taşınmasında söz konusu olmaktadır. Havayolu ile entegrasyon sisteminin maliyetli olması göz önünde bulundurulduğunda ancak yüksek değerli ya da hızlı taşınması gereken yükler söz konusu olduğunda tercih edildiğini söylemek mümkündür.

Intermodal taşımacılık sisteminin kusursuz şekilde işleyebilmesi için altyapı yatırımlarının artırılması, yasal prosedürlerin düzenlenmesi, hukuki şartların sağlanması, ulaşım ağlarının entegrasyonunun gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle konu ülkeler bazında desteklenmeli ve süreçlerin aksamadan işlemesi için konu genel bir politika olarak ele alınmalıdır. Bu sebeple Avrupa Birliği kapsamında Avrupa ülkeleri arasında intermodal servis ağının kusursuz işleyebilmesi için protokoller yapılmakta, bu alana ortak yatırımların sağlanması amaçlanmaktadır.

Intermodal Taşımacılıkta Riskler ve Uzmanlık Gerekliliği

Intermodal taşımacılık içerisinde en fazla risk içeren ve bu sebeple de en fazla uzmanlık gerektiren konu; yükün bir lojistik servisten diğerine aktarılması sırasındaki süreçlerin doğru yönetilmesi ve bu noktada ihtiyaç duyulan özel ekipmanların sağlanmasıdır. Çünkü intermodal taşımacılık sistemi tercih edildiğinde en az bir kere gerçekleşmesi gereken bu transfer esansında, yükün servisler arası aktarımında bir başka lojistik süreç başlamaktadır ve bu durum lojistik planlamanın en başından itibaren kusursuz bir koordinasyon sağlanması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Genel çerçeveden bakıldığında intermodal taşımacılık yüksek yatırım maliyetine ve karmaşık bir yapıya sahipmiş gibi görünse de sistemin bileşenleri doğru şekilde bir araya getirilerek yapıya işlerlik kazandırılması durumunda oldukça avantajlı bir konuma evrilmektedir. Çünkü intermodal taşımacılık sisteminde amaçlanan maliyetleri optimum seviyede tutarak en verimli ve katma değerli taşımacılık sistemini kurgulamak ve bu sayede kapıdan kapıya ulaştırma sistemini sağlayabilmektir. Yani bir anlamda tedarik zinciri yönetimini kusursuz şekilde gerçekleştirebilmektir. Bunu başarabilmek için de tüm lojistik servislerin en avantajlı yönlerini değerlendirmek ve kurguyu bu doğrultuda yapabilecek uzmanlık bilgisine sahip olmak gerekmektedir.


kombine-tasimacilik.jpg

Uluslararası ticaretin ve üretim hacminin giderek artması, lojistik süreçlerin daha karmaşık ve entegre hâle gelmesini zorunlu kılmıştır. Üretilen malın, fabrikadan nihai teslim noktasına kadar güvenli, hızlı ve maliyet etkin bir şekilde ulaştırılması, artık tek bir lojistik yöntemle mümkün olmayabiliyor. Özellikle karayolu taşımacılığı kapıdan kapıya teslimatta önemli bir yöntem olsa da, zaman, maliyet ve çevresel faktörler göz önünde bulundurulduğunda, birden fazla lojistik servisin koordineli şekilde kullanıldığı kombine taşımacılık en uygun çözümü sunmaktadır.

Kombine taşımacılık, sadece farklı taşıma türlerini bir araya getirmekle kalmaz; aynı zamanda yükün güvenli bir şekilde, tek bir sorumlu firma ve tek taşıma belgesiyle hareket etmesini sağlayarak uluslararası ticaretteki karmaşık süreçleri basitleştirir. Bu sistem, hem ekonomik hem de operasyonel açıdan firmalara avantaj sunarken, sürdürülebilir ve izlenebilir lojistik çözümler yaratmayı mümkün kılar.

Bu yazımızda, kombine taşımacılığın temel kavramlarını, türlerini, avantajlarını ve uluslararası lojistik süreçlerdeki önemini detaylı olarak ele alacağız.

Kombine Taşımacılık Nedir?

Ürün ve hizmet çeşitliliğindeki artışın yanı sıra uluslararası ticaretteki yoğunluk, lojistik süreçlerin çeşitlendirilmesine ve lojistik servislerin birbirleriyle koordineli şekilde kullanılmasına ihtiyaç doğurmuştur. Ürettiği malı, fabrikadan ulaşacağı noktaya kadar, yani kapıdan kapıya anahtar teslim ulaştırabilen tek lojistik yönteminin normal şartlar göz önünde bulundurulduğunda karayolu lojistiği olduğu söylenebilir. Ancak gerek zaman, gerekse maliyetler göz önünde bulundurulduğunda, kapıdan kapıya lojistik hizmeti almak isteyen bir firmanın tek yolunun karayolu olması efektif olmayacaktır. Böyle bir durumda çoklu veya birleşik lojistik sistemi olarak tanımlayabileceğimiz kombine lojistik hizmetinin devreye girmesi kaçınılmazdır.

Kısaca tanımlamak gerekirse kombine lojistik sisteminde, sadece tek bir lojistik firma yükün kapıdan kapıya ya da depodan depoya teslimini sağlarken, tüm süreçleri müşterisinin beklentilerini karşılayarak, zaman, maliyet ve fayda unsurlarını da göz önüne alarak planlamaktadır.

Kombine Taşımacılıkta Koordinasyon ve Prosedürler

Bir lojistik hizmetin, kombine taşımacılık tanımı içerisinde yer alabilmesi için, lojistik süreç içerisinde havayolu, karayolu, denizyolu ve demiryolu servislerinden en az iki tanesinin bir arada kullanılması gerekmektedir. Birden fazla servisin bir arada kullanılması lojistik firmaya koordinasyon anlamında bir takım zorluklar yaşatabilirmiş gibi görünse de yapılan uluslararası anlaşmalar neticesinde, kombine taşımacılık süreci içerisinde yol alan bir yük için tek bir taşıma belgesi düzenlenmekte, bu durum yükün ülkeler arasındaki geçişinde ve gümrük işlemlerinde kolay hareket edebilmesine imkan sağlamaktadır.

Her ne kadar tangram gibi birbiriyle uyumlu ve takip edilebilir lojistik unsurların art arda getirildiği bir yöntem gibi görünse de, kombine taşımacılığı yaparken uyulması gereken belirli prosedürler bulunmaktadır. Bu prosedürler, sistemin aksamadan ve zaman ve maliyet açısından zarar yaşamadan işletilebilmesine imkan sağlamaktadır. Bu prosedürler temel olarak üç ana noktada özetlenebilir:

  1. Kombine taşımacılıkta kullanılan taşıma kaplarının belirli bir standarta oturtulması gerekmektedir. Taşımacılık esnasında kullanılan konteyner, palet, vagon, treyler gibi tüm kapların ve ekipmanların tüm sistemle uyumlu olması esastır.
  2. Kombine lojistik sistemi içerisinde yer alan tüm birimler, birbiriyle uyum içerisinde çalışabilmeli, birimler arasındaki bilgi akışı sağlıklı bir şekilde yürütülebilmeli, teknolojik altyapı bu bilginin akışını destekler nitelikte olmalıdır.
  3. Yasal ve hukuksal süreçler, sigorta koşulları gibi unsurların sınırlarının ve sorumlularının belirlenmesi ve taşımacılığın bu sorumluluklar çerçevesinde yerine getirilmesi gerekmektedir.

Kombine Taşımacılığı

Kombine Taşımacılığın Tercih Sebepleri

Lojistik süreçler esnasında tek bir taşıma türü ile yetinmeyip, kombine taşımacılığa geçişin arkasında yatan temel faktörlerin başında coğrafi koşullar gelmektedir. Kıtalararası taşımacılıkta sadece tek bir lojistik servisin kullanılması genellikle yeterli gelmemektedir. Aynı kıta üzerindeki taşımacılık süreçlerinde bile çoğu zaman birden fazla servis kullanılmaktadır.

İkinci önemli faktör ekonomik nedenlerdir. Serbest piyasa koşulları, süre-fiyat ve fayda faktörlerini öne çıkararak inovatif çözümler üretmeyi zorunlu kılmaktadır. Ayrıca çevresel faktörler de artık lojistik planlamada öncelikli hale gelmiştir; üretim ve taşıma sırasında karbon ayak izinin minimize edilmesi kritik önem taşımaktadır.

Son olarak, ülkeler arası taşımacılıkta değişen kurallar ve yasal düzenlemeler de kombine taşımacılığı tercih edilen bir yöntem hâline getirmektedir.

Kombine Taşımacılık Türleri

Kombine taşımacılığı konteyner taşımacılığı, araç sırtında taşımacılık ve bi-modal taşımacılık olarak 3 farklı türe ayırmak mümkündür.

1. Konteyner Taşımacılığı

Boyutları ISO 6346 standardıyla belirlenmiş, Ulaştırma Bakanları Avrupa Konferansı tarafından tekrarlı kullanımlar için yeteri kadar sağlam, türler arası transfere uygun, istiflenebilen kutular olarak tanımlanan ve uluslararası standartlara sahip taşımacılık sistemi içinde verimli, güvenli ve hasarsız bir şekilde malzeme taşıması için üretilmiş çelik kutulara “konteyner” adı verilmektedir. Konteynerler, denizyolu, karayolu ve demiryolu taşımacılığında kullanılan en vazgeçilmez ekipmanlardır. Ve kullanımlarıyla yapılan taşıma işlemine “konteyner taşımacılık” adı verilmektedir. Konteynerler, ölüleri uluslararası standartlar çerçevesinde belirlenmiş olduğu için tüm ülkelerde ve kullanılabildiği tüm taşımacılık türlerinde sürprizsiz ve güvenli hizmet alma imkanı sunmaktadırlar. 1960’lı yıllar itibariyle uluslararası lojistikte kullanımı artan konteynerler sayesinde ticari mallar ünite haline getirilebilmekte bu sayede dağıtım kolaylığı sunmaktadır. Konteyner taşımacılığında gönderilen yükün ton başına maliyeti azalmakta, ulaşım süreleri kısalmakta, yük elleçlenmesinden doğan liman maliyetleri kontrol altına alınmakta, iskele doluluk oranlarında denetlenebilir bir sistem kurulabilmektedir. Ayrıca yükün parça parça işlem görmek yerine bir bütün halinde ambalajlanabilmesi hem taşıyıcıya hem de müşteriye zaman, maliyet ve yasal süreçlerde hız kazandırmaktadır. Ayrıca teknolojik gelişmeler neticesinde her alanda olduğu gibi konteyner yapılarında da soğutma-ısıtma-havalandırma gibi özelliklerin devreye alınabilmesi kombine konteyner taşımacılığında taşınabilecek yük türlerinin çeşitlenmesini sağlamıştır.

Konteyner taşımacılığında entegre şekilde kullanılabilecek lojistik servisleri karayolu-denizyolu ve demiryoludur.

2. Araç Sırtında Taşımacılık (Piggyback)

Bir aracın, yüküyle birlikte başka bir taşıma aracında taşındığı kombine taşımacılık türüdür. Karayolu lojistik araçları, özel ekipmanlar aracılığı ile piggyback adı verilen bir vagona yüklenirler. Bu sayede karayolu aracının amortisman maliyetleri azaltılırken aynı zamanda aracı kullanan kişinin de bu süre içerisinde dinlenebilmesine imkan sağlanır. Bu yöntemin kullanıldığı taşımacılık türünde genellikle lojistik süreç karayolu ile başlayıp yine karayolu ile sona ermektedir. Bu tarz taşımacılıkta, taşıma kabının türü önem teşkil etmez çünkü yük o taşıma kabını taşıyan karayolu aracı ile birlikte diğer araca yüklendiği için bir bütün olarak değerlendirilir. Bu sayede hem operasyonel maliyetlerde hem de yükü oluşturan öğelerin tek tek maliyetlerinde kontrol sağlanır ve kombine metot daha ekonomik bir boyuta taşınır.

3. Bi-Modal Taşımacılık (Road Railer)

Hem karayolunda kullanılan hem de demiryolunda vagon işlevi gören özel römorkların, çekiciler ile demiryolu terminaline getirilerek trenin arka kısmından bojiye bağlandıktan sonra arkalarındaki araca monte edilmesi ile oluşturulan bir kombine taşımacılık yöntemidir. Bu tür taşımacılık da yine özel bir yükleme-boşaltma terminaline, ya da ekipmana ihtiyaç duymaz ve gabari sınırlamalarına da oldukça uygundur. Bu avantajları sebebiyle lojistikte tercih edilen yöntemlerden biri olarak kullanılmaktadır.


NAKLIYE-SIGORTASI-VE-TURLERI-1200x483.jpg

Önceden ödenen prim karşılığında, beklenmedik bir hasara uğrayan kişi ya da kurumların hasarlarını tazmin etmeyi, tazminin gerçekleşebilmesi için gerektiği taktirde finansal destek sağlamayı kabul eden kuruluşlarla yapılan sözleşmeye sigorta denilmektedir. Sigorta sayesinde risk yönetimi sağlanabilmekte; güven, kayıp telafisi, girişimciliğin teşviki gibi alanlardaki boşluklar giderilerek, toplumların iktisadi ve sosyal hayatı ciddi anlamda desteklenebilmektedir.

Hızlı sanayileşme süreci, serbest piyasa ekonomisine geçiş ve uluslararası ticarette yaşanan gelişmeler neticesinde, sigortanın bu yazımızın içeriğini belirleyen ticari boyutu da ön plana çıkmıştır. Fabrikalar, şirketler, iş insanları, girişimciler iş hayatında attıkları her adımda büyük riskler almakta, bu riskleri ön görüp oluşmaları halinde meydana gelebilecek sonuçlarla ilgili tedbir almadıkları taktirde ciddi yükümlükler altıda kalabilmektedirler.

Bu yazımızın konusunu yüksek riskler altına girerek üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirmeye ve taahhüt ettiği işi başarıyla tamamlamaya çalışan lojistik sektörünün olmazsa olmazı “nakliye sigortaları” olarak belirledik. Bir malın ya da yükün bir noktadan bir diğer noktaya nakliyesi esnasında kullanılan araç ve ekipmanları ve taşınan yükün kendisini güvence altına alacak yegane unsur “nakliye sigortası”dır.

Tüm sigorta türlerinin belirli bir rizikosunun bulunmasına karşın, lojistik sektöründe bu durum oldukça yüksek oranlıdır. Sırf bu açıdan bakıldığında bile diğer sigorta türlerinden ayrılan nakliye sigortaları; meydana gelebilecek hasar türleri, bu hasarları saptayacak kişilerin özel uzmanlıklara sahip olma gereklilikleri, konunun sadece bir ülkeyi değil birçok ülkeyi kapsaması sebebiyle uluslararası boyut taşıması gibi özellikleri ile oldukça farklı bir boyutta ele alınmalıdır. Bugün genel olarak bakıldığında nakliye sigortaları üç ana grupta değerlendirilmektedir:

  1. Emtia Nakliyat Sigortaları
  2. Sorumluluk Sigortaları
    1. Denizcilik Sektöründeki İşletmelerin sorumlulukları
    2. T.M.M Sigortası
    3. C.M.R Sigortası
  3. Tekne Sigortaları
    1. Ticari Tekne Sigortaları
    2. Tekne İnşaat Sigortaları
    3. Yat Sigortalar

Nakliyet Sigortası Tanımı

Emtia ve Nakliyat Sigortası Tanımı

Bir yükün veya bir malın bir noktadan bir başka noktaya farklı lojistik araçlar ve ekipmanlar kullanılarak nakledilmesi esnasında uğrayabileceği hasar, kayıp ve zararları teminat altına alan sigorta türüne Emtia Nakliyat Sigortası denilmektedir. Tarihte ilk olarak Londra ve Lloyd’s’ta uygulanan ve uluslararası ticarette yaşanan gelişmeler ve küreselleşmenin lojistik dünya üzerinde yarattığı büyüme neticesinde gelişerek günümüzdeki şeklini alan Emtia Nakliye Sigortası oldukça detaylı, uzmanlık gerektiren, uygulanması esnasında titizlikle hareket edilmesi zorunlu bir sigorta çeşididir. Sigorta yapan da yaptıran da işine ne kadar hakimse konunun boş noktaları o oranda azalacak, bu boşluklardan kaynaklanabilecek riskler de minimum seviyeye inecektir. Emtia, sigortalının kasti hareketlerinden doğan zarar ve ziyanı, lojistik süreç esnasındaki olası akma, aşınma ve/veya yıpranmaları, malların kendi kusurundan ya da yetersiz ambalajlamadan kaynaklanan eksiklikleri karşılamamaktadır. Savaş, kargaşa, ayaklanma, çatışma, salgın, grev gibi mücbir sebepler ayrıca sigorta kapsamı içine dahil edilebilmektedir. 3 tip Emtia Sigorta Poliçesi bulunmaktadır. Bunlar;

  1. Direkt Kati Poliçe: Sigorta poliçesi kapsamında yer alması gereken tüm hususlar yükleme öncesinde biliniyorsa, direkt kati poliçe düzenlenir.
  2. Flotan Poliçe: Poliçe kapsamında yer alması gereken hususular ancak yüklemeden sonra netleştirilebiliyorsa o zaman emtia’nın yüklemeden sonra teminat altına alınabilmesi için flotan poliçe düzenlenir. Yine bankadan akreditif açılması ya da belirli bir dönemde yapılacak tüm sevkiyatların güvence altına alınması istenildiğinde de flotan poliçe türüne başvurulmaktadır.
  3. Abonman Sözleşmesi: Eğer, bir yıl içerisinde yapılacak olan tüm lojistik faaliyetler, bu faaliyetler esnasında uyulacak şartlar, fiyatlar ve sigortalı ile sigortacının yükümlülükleri belli ise bu sefer yıllık peşin sigorta ile ilerlenerek abonman poliçe düzenlenir. Sevkiyat frekansı ve kapasitesi yüksek firmaların tercih ettiği bir poliçe türüdür. Abonman sözleşmesi, sözleşmede belirtilen kapsayıcı hükümler doğrultusunda belirli bir limite kadar sigortalıya otomatik teminat sağladığı için avantajlı bir poliçe türüdür. Sözleşmede belirtilmiş bazı koşulların yerine getirildiği durumlarda sigortalıya prim iadesi de sağlamaktadır.

Nakliyat sigortalarında tam ziyan, dar teminat ve geniş teminat olarak üç farklı türde teminat vermek mümkündür.

Emtia Nakliyat Sigortalarında Fiyatlanmayı Belirleyen Unsurlar Nelerdir?

  • Fiyatlamayı belirleyen ilk unsur malın türü, taşıma biçimi ve ambalajın türüdür.
  • Yapılacak lojistik faaliyetin güzergahı (yurtiçi-yurtdışı, başlangıcı-bitişi-aktarması)
  • Nakliyat aracının türü ve yapısı (gemi mi? Kamyon mu? Açık mı kapalı mı? geminin yaşı vb.)
  • Teminatın kapsamı

Sigorta

Sorumluluk Sİgortaları

Nakliye sigortaları türleri içerisinde yer alan ikinci grup sigorta türüdür. Yurtiçinde veya yurtdışı karayollarında emtia taşımacılığı yapan nakliyat firmalarının, tersane sahiplerinin, marina sahiplerinin / işletmecilerin ve liman işletmecilerinin yaptırabileceği bir sigorta türüdür. T.M.M olarak tanımlanan türünün açılımı “Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigortaları”dır ve bu sigorta türünde yurt içinde karayolu ile lojistik faaliyet gösteren nakliyeci firmaların taşıdıkları yüke karşı hukuki sorumlulukları teminat altına alınır. C.M.R olarak tanımlanan diğer türü ise ülkeler / kıtalar arası lojistik faaliyeti yapan nakliyeci firmaların taşıdıkları yüke karşı hukuki sorumlulukları teminat altına alır. Tekne Sigortası

Tekne Sigortaları

Nakliye sigortalarının üçüncü türü de “tekne sigortaları”dır. Her türlü deniz aracının denizde yaşanabilecek tehlikeli durumlar sonucunda uğrayabilecekleri hasarlara karşı teminat sağlar. Bu sigorta türünün ayrıca deniz araçlarının denize indirilmeleri ya da inşaları esnasında meydana gelebilecek riskleri de teminat alan versiyonları da bulunmaktadır. Tekne sigortalarının teminat kapsamı Londra Sigortacılar Enstitüsü Tekne Klozları ile belirlenmektedir. Tekne sigortalarında batma, yanma, infilak, karaya oturma, fırtınada hasar görme, alabora olma, kaza, bir başka deniz taşıtına çarpma, vurma gibi istenmeyen durumlarda meydana gelen zararlar teminat kapsamına alınmaktadır.


Esalco Logo

Esalco Lojistik olarak kurulduğumuz 2011 yılından beri en sade anlatımıyla, bir ürünü ya da hammaddeyi, bir noktadan diğer bir noktaya taşıyoruz. Kulağa çok basit gelebilir ancak biz lojistiğin basit görünümünün ardındaki derinliği çok seviyoruz. Çünkü taşıdığımız her bir ürünle ya da hammaddeyle insanlara aslında özgürlüğü, mutluluğu, teknolojiyi, ağız tadını, ilhamı, hayata dair küçük zevkleri, renkli keşifleri, zamanı taşıyoruz.

Teklif Al!